Delfi Ekonomi Forumu’ndaki konuşmasında eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, mevcut jeopolitik ortamı derinlemesine analiz etti. Kriz ve belirsizliklerin hakim olduğu bu dönemde, uluslararası toplumun kurumsal yapılarının zayıfladığını, bazı güçlü aktörlerin uluslararası anlaşmalar ve normlar karşısında tavizler verdiğini vurguladı. Özellikle, küresel ticaret ve güvenlik alanındaki hassasiyetlerin artışıyla birlikte, uluslararası işbirliğinin yeniden yapılandırılması gerektiğinin altını çizdi.
Konuşmasının merkez noktasını, özellikle Orta Doğu’daki acı verici gelişmeler oluşturdu. Gazze’de yaşanan şiddet, İran ve Lübnan’a yönelik operasyonlar ve İsrail’in bölgedeki rolü üzerine dikkat çeken Gül, bu eylemlerin uluslararası hukukun temel prensiplerine aykırı olduğunu, ciddi insan hakları ihlallerine yol açtığını ve potansiyel olarak ‘soyğunluk’ olarak nitelendirilebilecek sonuçlara neden olabileceğini ifade etti. Bu durum, uluslararası toplumda bir uyarı niteliğinde, dikkatli ve sorumlu davranılması gerektiğini işaret ediyor.
ABD’nin İran’a yönelik stratejisi de Gül’ün eleştirilerinin odağı oldu. Amerika Birleşik Devletleri’nin, Tahran’ı bir tehdit olarak görmediği ve bu nedenle diğer uluslararası güçlere karşı kendi güvenlik çıkarlarını ön planda tuttuğu değerlendirmesi yapıldı. Bu yaklaşımın, bölgesel istikrarı daha da zayıflatacağını ve diğer aktörlerin de benzer eylemlerde bulunmasına zemin hazırlayabileceği vurgulandı. Ayrıca, ABD’nin uluslararası arenadaki imajının zarar gördüğü ve Körfez ülkelerinin, ABD’ye olan güveninin sarsıldığı da belirtildi. Hürmüz Boğazı’ndaki potansiyel riskler de küresel enerji arzının güvenliği açısından önemli bir endişe kaynağı olarak değerlendirildi.
Gül’ün konuşması, İsrail’in bölgedeki izolasyonunu ve sorumluluklarını da ele aldı. ‘Acının sorumlusu’ olarak tanımlanan İsrail’in, komşu ülkelere yönelik devam eden işgal politikaları ve yasa dışı yerleşim faaliyetlerinin, bölgedeki gerginliği çözmek yerine daha da artırdığı, bu nedenle uluslararası toplumun acil bir şekilde harekete geçmesi gerektiği vurgulandı. Aynı zamanda, Avrupa’nın stratejik özerkliğe ulaşma çabalarına da destek veren Gül, Türkiye’nin bu hedefe ulaşmada önemli bir rol üstlenebileceğini, Avrupa’nın askeri ve stratejik ihtiyaçlarına cevap verebilecek kabiliyetlere sahip olduğunu hatırlattı.