Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Afrika’nın Demokratik Cumhuriyeti (KDC)’de yaşanan, tarihin en hızlı yayılan ve en geniş coğrafi alanı kapsayan Ebola salgınına karşı alarma geçti. Genel Direktör Tedros Adhanom Ghebreyesus, bu acil durumu uluslararası topluluğun dikkatini çekmek amacıyla basın karşısında önemli değerlendirmelerde bulundu. Salgının, KDC’deki sağlık sistemleri üzerinde muazzam bir baskı oluşturduğunu ve bölge halkı için ciddi bir tehdit oluşturduğunu vurgulayan Ghebreyesus, bu karmaşık tabloyu analiz ederek acil eylemlerin başlatılması gerektiğini belirtti.
Salgın, KDC’nin altı bölgesinde 60 sağlık bölgesini etkileyerek, 6 binin üzerine çıkarak, 3 bini aşan ölüm sayısıyla dünya çapında endişe yaratıyor. Özellikle İturi Eyaleti, salgının merkezi konumunu sürdürüyor. Ghebreyesus, salgının temel nedenlerini, KDC halkının karşı karşıya olduğu uzun süreli çatışmalar, yerinden edilmeler, yoksulluk ve açlık olarak tanımlayarak, bu sorunların sağlık altyapısını zayıflattığını ve salgının yayılmasını kolaylaştırdığını belirtti. Ölüm vakalarının çoğunun, tıbbi tesislerin dışında yaşanması, salgının kontrol altına alınması için ek zorluklar yaratıyor ve güvenli mezar kazma ve cenaze defni gibi temel uygulamaların engellenmesine neden oluyor.
DSÖ, KDC hükümeti ve Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC) ile işbirliği içinde müdahale faaliyetlerini hızlandırdı. 330 tondan fazla acil durum malzemesi ve 300’den fazla uzman, salgını kontrol altına almak için bölgeye sevk edildi. Ayrıca, İngiltere ve Kanada’da yürütülen Bundibugyo virüsüne karşı iki yeni aşı için güvenlik çalışmaları devam ediyor. Ancak, Zaire ebolavirüsü ile ilgili onaylanmış aşı da bulunuyor ve DSÖ, bu aşıların Bundibugyo virüsüne karşı etkinliğini belirlemek için KDC’de etkinlik denemeleri yürütüyor. Bu denemeler, salgının yayılmasını engelleyecek en etkili tedavi yöntemini bulmak için kritik önem taşıyor.
DSÖ’nün dikkatini, KDC’nin yanı sıra Gazze Şeridi’ndeki insani krize de kaydırdığı açıkça görülüyor. Gazze’deki yoğun yerleşim yerlerinde, aşırı kalabalık çadır kampları, kanalizasyon sorunları, su kıtlığı ve hijyen koşullarının yetersizliği, halk sağlığı için ciddi riskler oluşturuyor. Su kirliliği, akut sulu ishal vakalarını artırmış durumda ve yaklaşan kış aylarında bu durum daha da kötüleşebilir. Gazze’nin zaten aşırı yüklenmiş sağlık sistemi, bu artışları yönetmekte yetersiz kalıyor. Ayrıca, 6 bin 600’den fazla kişinin uzuvlarını kaybetmesi sonucu, uzun süreli rehabilitasyon ve protez/ortez ihtiyaçları da ortaya çıkmış durumda. DSÖ, Gazze’ye temel ilaçların, rehabilitasyon ekipmanlarının ve halk sağlığı malzemelerinin engelsiz ve hızlandırılmış bir şekilde girişine acil olarak talep ediyor. Kısıtlı yardım erişimi, bölgedeki insani krizi daha da derinleştirmektedir.”} p>