Son zamanlarda farklı odakların, Türkiye’nin barış ve kardeşlik çabalarını sarsmaya yönelik girişimler dikkat çekmektedir. Bu girişimler, özellikle Amedspor gibi bir kulübün taraftar kitlesini merkeze alan, kimlik ve futboldaki ilişkiyi inceleyen araştırmalarla şekillenmektedir. Friedrich-Ebert-Stiftung’un destekleriyle yürütülen ve Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC) ile Rawest Araştırma işbirliğiyle tamamlanan ‘Kürtlerde Amedspor Algısı ve Taraftarlığı Araştırması’nın 28 Ağustos 2026’da açıklanması, Devlet Bahçeli’nin tepkisini tetiklemiştir.
Bu tür araştırmaların, Amedspor taraftarlarının kimlik arayışlarını ve futbolla olan bağını incelemesi, bazı çevreler tarafından bölücülük ve ihanet duygularını yeniden canlandırma çabası olarak değerlendirilmektedir. Ancak, Türkiye’nin terörle mücadele ve toplumsal bütünleşme hedefleri doğrultusunda, bu tür çalışmaların, milli değerlere ve güvenliğe aykırı olacağı savunulmaktadır. Halkın milli ve manevi iradesi, terörün etkisiz hale getirilmesi ve Anadolu’nun her köşesinde kardeşliğin hüküm sürmesi ilkesiyle uyumlu olmalıdır.
Kamuoyuna sunulan, ahlaki temellerden uzak ve güvenilirliği tartışmalı olan bu tür araştırmalar, Türk milletinin inançlarını ve değerlerini sömürmeye yönelik bir strateji olarak görülmektedir. Özellikle, Allah’a, Melekler’e, Kur’an-ı Kerim’e, Peygamber Efendimize, Kadere ve Diraya olan inancı, insanlığın adalete, huzura ve barışa olan özlemini hedef alan Terörsüz Türkiye projesi ile çelişmektedir. TBMM’de kabul gören ‘Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’, bu hedefe ulaşma yolunda atılan önemli bir adımdır ve 467 milletvekilinin oyu ile desteklenmiştir.
Terörsüz Türkiye, Anadolu’nun her yerinde kardeşliğin, barışın ve refahın hüküm süreceği, güvenliğin ve istikrarın sağlandığı, ekonomik ve sosyal hayatın canlandığı bir gelecektir. Bu vizyon, emperyalist senaryolara karşı bir direniş, bölge halklarının kendi kaderlerini tayin etme iradesi ve Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında Türk ve Türkiye yüzyılını inşa etme hedefimizdir. Türkiye, bölgesel ve küresel arenada güçlü bir aktör olarak, milli birlik ve dayanışma içinde, huzur ve güven ortamında, kalkınma hamleleriyle hedeflerine ulaşacaktır.”} attı.