Kahramanmaraş’ın ücra köşelerinden yükselen bu olay, yeni doğmuş bir bebeğin hayatını derinden sarsmış, hem tıbbi hem de insani açıdan büyük bir tepki yaratmıştı. Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ndeki Yenidoğan Bakım Ünitesi’nde 26 Mayıs 2021 tarihinde meydana gelen iddialar, kısa sürede adeta bir şok dalgası yaratmış, yetkililerin harekete geçmesine neden olmuştu. Olayın ardından başlatılan soruşturma, bir bebeğin sağlığı ve güvenliği konusunda ciddi endişeler uyandırmıştı.
Olayın yargı süreç içine girmesi, hemşire H.D.B.’nin, bebeğe yönelik iddialara konu olan darp anının görüntülerini ortaya çıkarmasıyla gerçekleşmişti. Bu görüntüler, sanığın tutuklanmasına yol açmış, Kahramanmaraş 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde davaya başlanmıştı. Sanık H.D.B., SEGBİS sistemi aracılığıyla duruşma salonuna bağlandı ve savunmalarına geçti. Sanığın, duruşma salonundaki ifadesi, olayın karmaşıklığına ve ortaya çıkan yeni detaylara dikkat çekerken, sürecin seyrini de değiştirdi.
Sanık H.D.B., duruşmada derin bir pişmanlık ifadesiyle kendini ifade etti. “Pişmanlığım bir ömür boyu devam edecektir” diyerek, olayla ilgili suçlamaları reddetti. Adli tıp raporlarının bebeğe yönelik bir illiyet bağı kurmadığını vurgularken, bebeğin yürüme bozukluğunun kendi hastalığından kaynaklandığını ve eylemin rahatsızlığı tetiklemediğini savundu. Ayrıca, bebeğin teslim edildiği hemşirenin de bebeğin sağlık durumunun normal olduğunu ifade ettiğini belirtti. Sanık, anne ile bebeğin temasında herhangi bir kırık olmadığını ve suçlamaları kabul etmediğini ekledi. Hukuki süreçte tutuklu kalmasına rağmen, ayda bir kez kızını görebilme talebinde bulundu ve tahliye talebinde bulundu.
Mahkeme heyeti, sanığın savunmalarını ve sunulan delilleri değerlendirdikten sonra, sanık hemşire H.D.B.’nin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Ancak, Adli Tıp Kurumu’ndan (ATK) gelecek raporun beklenmesi nedeniyle dava 19 Ekim’e ertelendi. Bu erteleme, olayın tüm detaylarının aydınlatılması ve sanığın suçlamalarıyla ilgili kesin bir değerlendirmenin yapılması için önemli bir fırsat sunuyor. Olay, tıbbi etik, hasta güvenliği ve yargı süreçleri arasındaki karmaşık ilişkiyi bir kez daha gözler önüne serdi.