Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi’ndeki yönetim anlayışı, son dönemde itfaiye personeli tarafından şiddetle kınlandı. ‘Kahraman’ söylemiyle övülen idarecilerin, personel haklarını ihlal ettiği ve iş güvencesini tehlikeye attığı iddiaları, adeta bir isyan dalgasına dönüştü. Bu durum, belediye içindeki yönetimde yaşanan karmaşanın ve sendikalarla ilgili uygulanan kısıtlamaların da en somut göstergesi oldu.
Hürriyetçi Yerel-Sen Genel Sekreteri Ahmet Ragıp Hızal, yaşananları eleştirerek, Mansur Yavaş yönetiminin sahadaki gerçeklerle sosyal medyadaki algısı arasında büyük bir uçurum olduğunu vurguladı. Özellikle Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yangın sonrası personele “kahraman” diye hitap eden Yavaş’ın, kadroları ellerinden alarak bu söylemi nasıl bir ironiyle kullanışını sert bir dille ifade etti. “Daha birkaç gün önce ‘Kahraman itfaiyecilerimiz yangını başarıyla söndürdü’ diyen bir Belediye Başkanı var. Ancak bugün o kahramanların kadroları ellerinden alınıyor. Bu uygulama Türkiye’nin başka hiçbir ilinde yok, sadece Ankara’da var!” sözleriyle, uygulamanın sadece Ankara’da özgün olduğunu ve diğer şehirlerdeki itfaiye ekiplerine kıyasla Ankara’daki personelin durumunu ne kadar düşündüğünü gösterdi.
İtfaiyecilerin iddiaları, belediye içindeki yönetim krizinin boyutlarını da gözler önüne serdi. Yıllık sağlık taramalarının “tasfiye aracına” dönüştürüldüğü ve ufak rahatsızlıkları olan personelin önce pasif görevlere çekilerek, ardından “hizmetine gerek kalmadığı” iddiasıyla başka daire başkanlıklarına sürgün edildiği ortaya çıktı. Bu usulsüz kadro değişikliği, personelin hem maaşında 10 bin liraya yakın bir düşüşe yol açarken, derecelerinde ilerleme imkanını kısıtlayarak, emekli maaşlarını ve emekli ikramiyelerini ciddi oranda eritti. Bu süreçte, sağlık raporlarının değerlendirilmesinde ve birimden uzaklaştırılacak personelin seçiminde herhangi bir objektif kriterin gözetilmediği, uygulamanın tamamen keyfi bir şekilde yürütüldüğü iddiaları da gündeme geldi. Bu durum, personelin geleceği hakkında derin endişelere yol açtı.
Hızal’ın sorunları bizzat iletmek için üç kez randevu talep etmelerine rağmen İtfaiye Dairesi Başkanı tarafından reddedilmesi, Yavaş yönetiminin sendikal faaliyetleri engelleme politikasını daha da belirgin hale getirdi. Sendikal faaliyetlerin engellendiği ve şahına yönelik istasyon giriş yasağı uygulandığına dair iddialar, Yavaş yönetiminin “sendikalara eşit davranılması” yönündeki genelgesinin yalnızca bir yanıltmaca olduğunu gösterdi. Yönetim anlayışının bu çarpıklığı, itfaiye personelinin moralini bozarken, kurumdaki liyakat ve özgürlük tartışmalarını da körükledi. Yönetimin, yetkililerin bu konuda daha şeffaf davranması ve kamuoyunu bilgilendirmesi gerekmektedir.