Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, şehrin siyasi arenasında yankı uyandıran bir gelişmeyle adeta harekete geçti. Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek, iddialara konu olan kayıt dışı para transferleri şüphesiyle adli makamlar nezdinde ifade verme sürecine dahil edildi. Bu durum, Ankara'da ve ülke genelinde kamuoyunda büyük bir merak ve spekülasyon yaratarak, soruşturmanın detaylarını ve olası sonuçlarını merak uyandırdı.
Başsavcılık, Gökçek'i 4 Eylül Cuma günü saat 16.00'da ‘şüpheli’ sıfatıyla ifadeye çağırdı. Bu çağrı, uzun süren soruşturmaların ve gündeme getirilen iddiaların ardından gerçekleşti. Özellikle gazetemiz yazarı Murat Ağırel'in Gökçek ailesinin Avrupa'daki milyonlarca dolarlık yatırımlarına ve para trafiğine ilişkin yaptığı vurgu, soruşturmanın kapsamını genişletmiş ve adli süreçte yeni boyutlar katmıştı. Düsseldorf ve Velbert gibi Avrupa şehirlerindeki imar anlaşmaları ve büyük ölçekli projeler, soruşturmanın odağına yerleşmişti.
Gökçek ailesinin Avrupa'daki yatırımları, özellikle Düsseldorf'taki bina ve Velbert'teki AVM projeleri, soruşturmanın merkezine yerleşmişti. Bu durum, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin mali yapısı ve idarenin şeffaflığı üzerine ciddi soruları beraberinde getiriyordu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, bu iddiaları resen inceleyerek kapsamlı bir soruşturma başlatmış ve soruşturma sürecinde elde edilen veriler, adli makamlar nezdinde değerlendirilmeye sunuluyordu.
Soruşturma haberinin ardından Gökçek, Türk adaletine teslim olmayı kabul ederek “Allah’ın izniyle kendimi Türk adaletine teslim ediyorum” açıklamasını yapmıştı. Ayrıca, Ankara Büyükşehir Belediyesi Avukatı Nadi Türkaslan, Gökçek, ailesi, Beyaz TV Ankara ve Osmanlıspor yöneticileri ile ihaleye fesat karıştırdığı iddia edilen kişiler hakkında “suç örgütü” iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştu. Bu durum, soruşturmanın sadece mali konularla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda idarenin yönetişimindeki usulsüzlükler ve olası suç unsurları da değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyordu.