İzmir’in sokakları, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün fısıltısıyla yankılanırken, Emek ve Demokrasi Güçleri hareketi, savaşın insanlık üzerindeki yıkımını gözler önüne seren bir eylem düzenledi. Alsancak’ta başlayan yürüyüş, Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde toplanan kalabalığa yayılarak, savaşın acımasız gerçeklerini bir kez daha hatırlattı. Yükseltilen ‘Savaşa Hayır, Eğitime Bütçe’ ve ‘Savaşa Hayır, Sağlığa Bütçe’ sloganları, barışın önemini bir kez daha vurguladı.

Yürüyüş sırasında, İzmir Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Gamze Şimşek tarafından okunan ortak basın açıklaması, savaşların ardındaki karmaşık nedenleri açığa çıkardı. Şimşek, Ukrayna’dan Filistin’e, Sudan’dan Yemen’e uzanan çatışmaların, yalnızca coğrafi sınırlarla sınırlı olmadığını, ekonomik çıkarlar, jeopolitik rekabetler ve sömürü odaklı politikaların bir sonucu olduğunu vurguladı. İnsanlığın geleceği için endişe verici olan bu durum, aynı zamanda silahlanma harcamalarının milyonlarca insanın yaşamlarını doğrudan tehdit ettiğini ortaya koyuyordu. Açıklamada, savaşların en çok savunmasız grupları – yoksullar, emekçiler, kadınlar ve çocuklar – etkilediği belirtildi.

Şimşek’in konuşması, farklı etnik kökenlerden insanları bir araya getirerek, Türkiye’nin çok kültürlü yapısının önemine dikkat çekti. Türk, Kürt, Arap, Ermeni, Rum, Laz, Çerkes, Abhaz ve bu coğrafyada yaşayan tüm halkların eşit ve özgür bir şekilde yaşama hakkının, barışın temelini oluşturduğunu vurguladı. Barışın, sadece silahların susmasıyla değil, aynı zamanda sosyal adaletin sağlanması, insan haklarının korunması ve demokratik değerlerin desteklenmesiyle mümkün olacağını ifade etti. Özellikle, Kürt sorununa demokratik ve siyasal çözümler bulunmasının, Türkiye’nin geleceği için kritik bir öneme sahip olduğu belirtildi.

Eylem, sadece barış çağrısı yapmakla kalmadı, aynı zamanda Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ekonomik ve sosyal sorunlara da dikkat çekti. Yoksulluk, işsizlik ve ekonomik krizin, savaş politikalarıyla daha da derinleştiği vurgulandı. Şimşek, Abhaz kökenli yurttaşların anavatanlarına seyahat özgürlüğünün güvence altına alınmasını ve Abhazya’ya doğrudan deniz ve hava ulaşımının sağlanmasını talep ederek, kalıcı barışın sadece coğrafi sınırların değil, aynı zamanda bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin de korunmasını gerektirdiğini sonlandırdı. Bu eylem, barışın sadece bir ideal olmadığını, aynı zamanda acilen harekete geçilmesi gereken bir zorunluluk olduğunu bir kez daha hatırlattı.”}p>”