Ankara’da yılanlar dolaşmaya devam ediyor. Şüpheli iddialar, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in adı ve çevresine uzanırken, Cumhuriyet Savcılığı’nın harekete geçmesiyle birlikte ortaya çıkan detaylar, şok edici boyutlara ulaşıyor. Bugüne kadar 96 ayrı konuda suç duyurusunda bulunulan Gökçek, son iddialarla birlikte “Suç Örgütü” şemasıyla ilgili resmi bir soruşturmanın merkezine yerleşti.
Savcılığın açtığı soruşturma, Melih Gökçek’in oğlu ve gelini tarafından Almanya’da alındığı iddia edilen yapının, aslında karmaşık bir ağın sadece bir parçası olduğunu gösteriyor. SÖZCÜ TV programcılarından Murat Ağırel’in belgelerle ortaya koyduğu alıkonma iddiaları, savcılığın müdahalesiyle birlikte daha da derinlemesine inceleniyor. Gökçek’in sosyal medya hesabından yayımladığı “Allah’ın izniyle veremeyeceğim hesabım yoktur. Gerekli bilgileri savcılığa vereceğim. Kendimi Türk adaletine teslim ediyorum.” açıklaması ise, sürecin kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Cumhuriyet Savcısı Nadi Türkaslan tarafından hazırlanan suç duyurusunda, Melih Gökçek, eşi Nevin Gökçek, oğulları Ahmet ve Osman Gökçek ve belediyenin üst düzey bürokratları “Suç Örgütü”nün üst düzey yöneticileri olarak gösteriliyor. Şikayet dilekçesinde ayrıca, suç örgütünün oluştuğu ve yönetildiği iddia edilen, belediyenin bazı daire başkanları, ihale komisyonu üyeleri ve şirketlerinden yoğun ihale alan iş adamları da yer alıyor. İddialar, siyasi, medya ve spor çevrelerine uzanan geniş bir ağa işaret ediyor.
İddiaların en çarpıcı detaylarından biri, Ankapark projesi üzerinden. Yüzlerce oyuncak ve “hava treni” gibi alışılmadık ürünlerin, garanti süresi dolmadan ambalajları açılmadan gümrük deposunda bekletilmesi, büyük bir kamu zararına yol açtığı savını güçlendiriyor. 20’şer kişilik 5 vagonun havada raylar üzerinden gitmesi beklenen proje, 2012 yılında alınmış ve 2022 yılına kadar ambalajları açılmadan bekletilmiş. Bu durum, belediye şirketlerinin (ANFA Altınpark) garabet ihale yöntemlerinin ve şeffaf olmayan işleyişlerinin acı bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Bir tarafta, İtalya’ya oyuncak alımı için gönderilen şirket yöneticileri, diğer tarafta ise, KDV’yi verip arada ki para birilerinin cebine giden faturalar...