Girne limanı, Ayten Biçer'in umutlarını bir kez daha suya düşürdü. İki çocuğunun haberini beklerken, çaresizlik içinde yardım arayışına girdi. Bir sendikacının ağıtları, ‘Sen yaparsın, sen çözersin’ diyerek, bu trajediye tanıklık etti. ‘Çocuğum 20 kilo, altı yaşında. Kendisini savunamaz. İki gün oldu denizin altında. Kızımın elini tuttum, valiz üstümüze düştü. Ayağını tuttum ama yok. Benim kızım da yok, oğlum da yok,’ diyerek, yaşanan dehşeti ifade etti. Bu acı, 11 yaşındaki Saliha Miray ve altı yaşındaki Mehmet Asaf’ın kayboluşuyla daha da derinleşti.

‘Filo Jet’ adıyla bilinen bu katamaran, 30 Ağustos’ta Akdeniz’in derinliklerine gömüldü. 26 yıl önce, 2000 yılında Fransa’da inşa edilmiş, ardından Balear adalarında hizmet vermişti. Ancak, 280 yolcuyla seyahat ederken makine arızaları nedeniyle batması, bir felaket habercisi olmuştu. Yolculara acil sağlık müdahalesi yapılmıştı fakat kader, bu aileyi ve diğer sekiz yolcuyu, 550 metre derinliğindeki ‘kara tabut’a göndermişti.

Bu trajik olay, sadece bir ailenin değil, aynı zamanda tüm insanlığın ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Denizin sonsuzluğu karşısında, bireyin gücünün ne kadar sınırlı olduğunu gösteriyor. ‘Filo Jet’in hikayesi, geçmişte yaşanan bir felaketin yankılarıyla birleşerek, acı ve umutsuzluğun karanlık bir labirentini oluşturuyor. Kayıp olan 18 yolcu arasında Saliha Miray ve Mehmet Asaf’ın yerini alarak, bu hikaye, hayatın ani ve acımasız doğasını gözler önüne seriyor.