Cumhuriyet’in kalbinde yer alan, işçi sınıfının sesi ve örgütlü mücadelenin öncülerinden Şükran Soner, son nefesini verdi. Gazetecilik hayatının yaklaşık 60 yılı boyunca, adaletin ve eşitliğin savunuculuğu yapan, emek mücadelesine adanmış bir yaşamın son bulduğu bu acı günü, Türkiye ve basın dünyası yaşıyor. Soner’in vasiyeti, unutulmayan bir mirası korumak ve mücadele ruhunu yaşatmaktı.

Şükran Soner, sadece bir gazeteci değil, aynı zamanda bir aktivist, bir savunucuydu. İşçi hakları, eğitim, kadın hakları ve sivil toplum konularında yaptığı çalışmalarla, toplumun dört bir yanındaki ezilenlerin sesini duyurmuş, onların mücadelelerine destek olmuştu. Özellikle sendikaların ve emek örgütlerinin önemli bir figürü olarak, Türkiye’nin işçi sınıfının hafızasında önemli bir yer edinmişti. Soner’in kaleminden çıkan haberler ve yorumlar, sadece bilgi sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda toplumsal bir farkındalık yaratmıştı.

Soner’in vefatı, basın camiasını derinden sarstı. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) gibi sivil toplum kuruluşları, yanımsız kalmayıp, ortak bir taziye mesajıyla Soner’in kaybını paylaştı. Bu kuruluşların, Soner’in mirasını yaşatmak için atacakları adımlar, hem basın dünyası için bir uyarı hem de geleceğe yönelik bir ilham kaynağı olacaktır. Özellikle DİSK ve diğer sendikaların, Soner’in DİSK davası sürecindeki rolü ve katkıları, onun önemini daha da vurgulamaktadır.