Bolu'nun parklarında, bir anlaşmazlık sonucu başlayan ve trajik bir sonuca mal olan olay, adalet mekanizmasının derinlemesine incelenmesine yol açtı. Geçtiğimiz yılın Haziran ayında yaşanan bu olay, iki genç arasında çıkan fiziksel bir çatışmanın, hayatın acı bir şekilde sonlanmasına neden olduğunu gösteriyor. Olayın dördüncü celsesi, Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde gerçekleşti ve sanıkların savunmaları, adli deliller ve hukuki argümanlar bir araya geldi.

Duruşma, sanıkların genç yaşları nedeniyle kapalı bir formatta yürütüldü. S.Ş. (13) ve E.Y. (14) isimli gençler, tutuklu ve tutuksuz yargılanma süreçlerini sürdürürken, avukatları ve aileleri de olayla ilgili son gelişmelerle yakından ilgilendi. Adli tıp raporu, olayda yaşananların detaylarını ve ölümün nedenlerini açıkça ortaya koydu. Rapor, Toprak'ın boynuna alınan yumruk darbesi sonrası beyin sapında oluşan hasarın, ani bir beyin kanamasına yol açtığını ve bu durumun ölümün gerçekleşmesine sebep olduğunu belirledi. Rapor, darbenin doğrudan ölümle ilintili olduğunu ve travmanın hayati merkezlerinin etkilerinin etkili olduğunu vurguladı.

Savcılığın mütalaasında, atılan yumruğun öldürme kastıyla yapılmadığı yönünde bir değerlendirme yer alıyordu. Ancak mahkeme heyeti, adli tıp raporundaki bulgulara dayanarak sanıklar S.Ş. ve E.Y.'ye ‘ağırlaştırılmış yaralama’ suçundan hükmetti. İki genç, müşterek faillik kapsamında 7’şer yıl hapis cezasıyla yargılanarak hüküm giydi. Bu karar, ailenin avukatının tepkisine yol açtı. Avukat Alper Coşkun, ceza taleplerinin ‘çocuğun kasten öldürülmesine yönelik’ olduğunu ve adli tıp raporunun yumruk darbesinin beyin kanamasına yol açtığını açıkça belirtti. Ayrıca, mahkemenin ‘ağırlaştırılmış yaralama’ cezası vermesiyle ilgili şaşketiğini dile getirdi.

Avukat Coşkun, kararın doğru olmadığını ve insanları rahatlatmadığını savunarak, istinaf sürecinin başlayacağını, gerekçeli bir karar çıktığında üst mahkemeye başvurulacağını ifade etti. Yumruk darbesinin doğrudan ölüme neden olduğunu ve Yargıtay'ın da benzer birçok ihlali olduğuna işaret ederek, ceza tutuklamalarının artırılması için hukuki süreçlerin başlatılacağını açıkladı. Olay, hukuki süreçlerin ve adalet mekanizmasının karmaşıklığını gözler önüne sererken, gençlerin hayatının ne kadar değerli olduğunu ve şiddetin sonuçlarının ne kadar ağır olabileceğini bir kez daha hatırlatıyor.