Karşıyaka Belediyesi'nde görevli kamu çalışanları, uzun süredir çözüme kavuşturulamayan alacak sorunları nedeniyle harekete geçti. Binlerce liralarca tutan ödenmemiş ücretlerin acilesiyle, belediye önünde toplanan yüzlerce memur, iş bıraktırma eylemiyle seslerini duyurdu. Bu eylem, sadece maaş talebi üzerinden değil, aynı zamanda belediye yönetiminin çalışanlara yaklaşımına dair ciddi endişeleri de ortaya koyuyor.
Birlik Yerel-Sen Genel Başkanı Reşat Bozat’ın liderliğindeki grup, yaşananları ‘sistemli bir emek kırımı’ olarak nitelendirirken, Karşıyaka Belediye Başkanı’nın yönetim anlayışını da eleştirerek, ‘nezaket dönemi’nin sona erdiğini vurguladı. Bozat, durumun sadece bir maaş sorunu olmadığını, aynı zamanda belediye yönetiminin emekçinin alın terini görmezden geldiğini ve uzlaşmacı bir yaklaşımla çözüme ulaşma çabalarını reddettiğini ifade etti. Bu durum, belediye içindeki gerginliği ve işçi tarafının haklarını savunma kararlılığını da gözler önüne seriyor.
Grup adına yapılan açıklamada, memurların her birinin 2024 yılından beri sosyal denge tazminatı adı altında 150 bin lira alacağı olduğu belirtildi. Ancak, bu alacakların ödenmemesi, memurların moralini bozarken, belediye yönetiminin bu talepleri ciddiye almaması, durumun daha da tırmanmasına neden oldu. Bozat, bu alacakların sadece birer ücret olmadığını, aynı zamanda çalışanların gelecekleri, çocuklarının geleceği ve emekçinin haklarının korunması açısından da kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Bu noktada, belediyenin mali durumuyla ilgili iddiaların, işçinin hakkını gasp etme girişimi olarak değerlendirildi.
Bozat, belediye yönetiminin, ‘kazanılmış hakları düşürün’ şeklinde bir teklifle müzakere sürecini manipüle etmeye çalışması gerektiğini de sert bir şekilde eleştirerek, bu yaklaşımın emekçiye diz çöktürme operasyonu olarak tanımlandığını belirtti. Ayrıca, belediyenin kaynaklarını reklam, tabela ve yandaş projeler gibi gereksiz harcamalara yönlendirmesi, işçinin ve memurun haklarının göz ardı edilmesi, bu durumun sadece bir tercih meselesi olduğunu ve Karşıyaka Belediyesi’nin tercihinin emekçiden değil, sömürüden yana olduğunu ortaya koydu. Bu olay, yerel yönetimlerde işçi haklarının korunması ve çalışanların sesinin duyurulması açısından önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilebilir.