İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, son günlerdeki gelişmelere ışık tutarak, İran’ın ulusal çıkarlarını koruma stratejisini net bir dille ifade etti. Bekayi’nin açıklamaları, ABD’nin tek taraflı olarak uzattığı ateşkes anlaşmasına yönelik İran’ın tutumunu daha da belirginleştirdi. İran, mevcut koşulları kendi lehine değerlendirerek, diplomasiyi bir araç olarak kullanmaya devam ederken, aynı zamanda kendi güvenliğinin ve ekonomik refahının sağlanması için gerekli önlemleri almayı sürdürecek.
Bekayi, İran Silahlı Kuvvetlerinin, potansiyel tehditlere karşı ülkeyi koruma konundaki hazırlıklı olduğunu vurgulayarak, diplomasiyi sadece bir savunma stratejisi olarak değil, aynı zamanda ulusal çıkarları güvence altına alan bir süreç olarak tanımladı. Bu süreçte, İran’ın hedeflerini gerçekleştirmek ve halkının refahını artırmak için gerekli zeminin oluştuğuna inanıyor. Bu inanç, İran’ın ateşkes uzatmasına yönelik adımlar atmasına zemin hazırlayacak.
Ayrıca, Bekayi, İran’ın, ‘saldırgan’ ve ‘savaş suçu’ işleyen ülkelerden hesap sorulması ve gerekli tazminatların alınması konusunda aktif bir rol üstleneceğini açıkça belirtti. Bu yaklaşım, İran’ın uluslararası arenadaki itibarını güçlendirme ve kendi haklarını koruma stratejisinin bir parçasıdır. Bu bağlamda, İran, uluslararası hukukun uygulanmasını ve adil bir çözümün sağlanmasını savunmaya devam edecektir.
Bu gelişmelerin ardından, İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Emir Said İravani, ABD’nin ‘deniz ablukası’ uygulamasını sona erdirmesi halinde müzakerelerin Pakistan’ın başkenti İslamabad’da yapılması olasılığını işaret etti. İravani, ABD’nin bu konudaki olumlu sinyallerini değerlendirerek, ikinci bir müzakere turu için yeni bir lokasyon önerdi. Bu hamle, İran’ın müzakerelerde çözüm bulma konusundaki kararlılığını ve diplomasi yoluyla anlaşmaya ulaşma çabasını gösteriyor. ABD’nin ablukayı kaldırması durumunda, İran’ın müzakerelere yeniden başlaması, bölgedeki gerilimlerin azalmasına katkı sağlayabilir.