ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) iç değerlendirmelerine dayanan ve CNN tarafından yayınlanan çarpıcı bir rapor, Amerikan ordusunun İran'a yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar sonucunda askeri kaynaklarının kritik bir noktadan geçtiğini ortaya koyuyor. Özellikle, 28 Şubat'ta başlayan ve ardından gelen saldırılarla birlikte kullanılan kilit füze türlerinin stokları, ciddi oranda azaldı. Bu durum, olası bir savaş senaryosunda ABD'nin karşı karşıya kalabileceği büyük bir dezavantaj oluşturuyor.
Analizler, ABD'nin birkaç yıl içinde, örneğin Çin gibi bir aktörle karşı karşıya gelmesi durumunda, mühimmat kaynaklarının tükenme riskinin yüksek olduğunu gösteriyor. Pentagon'un, bu sorunu çözmek için yılın başında yeni üretim sözleşmeleri imzalaması, kısa vadede bir çözüm sunmasa da, bu sözleşmelerin tamamlanması 3 ila 5 yıl gibi uzun bir süre gerektirecek. Bu da, olası bir çatışmanın patlak vermesi halinde ABD'nin askeri açıdan savunmasız kalmasına neden olabilir.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell'in konuya ilişkin açıklaması, durumun ciddiyetini vurguluyor. Parnell, ABD ordusunun, ‘savunma yeteneklerini korumak için kapsamlı bir cephanelik’ oluşturmaya çalıştıklarını belirtiyor. Ancak bu çabalar, mevcut üretim kapasitesi ve sözleşme süreleri göz önüne alındığında, kısa vadede etkin bir çözüm olmayabilir. Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) tarafından yapılan analizler, ABD ordusunun son 7 haftada, hassas saldırı füze stokunun en az %45'ini, THAAD füze savunma envanterinin yarısını ve Patriot hava savunma stokunun neredeyse yarısını tükettiğini ortaya koyuyor.
Ek olarak, tomahawk füze stokunun %30'u, JASSM uzun menzilli füzelerin %20'si ve SM-3/SM-6 tipi füzelerin yaklaşık %20'si de kullanılmış durumda. Bu veriler, ABD'nin askeri açıdan gelecekteki çatışmalarda karşı karşıya kalabileceği ciddi bir risk altında olduğunu açıkça gösteriyor. Bu durum, stratejik belirsizliği artırmakta ve ABD'nin dış politikasını yeniden değerlendirmesine neden olabilir.