Teknolojinin gölgesinde, insanlığın temel yapı taşlarından biri olan iletişim şekli dönüşüm geçirmeye başlıyor. Uluslararası bir bilimsel çalışma, yapay zeka destekli sistemlerle artan etkileşimlerin, insan iletişim tarzlarını yavaş yavaş yeniden şekillendirdiğini gösteriyor. Bu durum, sadece iletişim yöntemlerinde değil, aynı zamanda bireylerin kendilerini algılamalarındaki ve başkalarıyla etkileşim kurmalarındaki temel prensiplerde de önemli değişikliklere yol açma potansiyeli taşıyor.
Birmingham Üniversitesi'nden Dr. İnci Toral-Manson'un liderliğindeki ekip, ‘robotik insanlık’ olarak adlandırdıkları bu yeni fenomeni, insanların yapay zeka sistemlerinin insan benzeri davranışlarını taklit etmesiyle ortaya çıkan bir karşılıklı dönüşüm olarak tanımlıyor. Müşteri hizmetleri botları gibi algoritmaların, insan duygusal tepkilerini uyandırma ve onlarla etkileşim kurma yetenekleri, insanların da bu etkileşimlere adapte olarak makine benzeri iletişim kalıplarını benimsemesine neden oluyor. Bu durum, insan iletişiminin özgünlüğünü ve çeşitliliğini tehdit eden bir eğilimi işaret ediyor.
Linnaeus Üniversitesi'nden Dr. Selcen Öztürkcan, bu olgunun, insanlardaki ‘aynalama refleksi’nin bir sonucu olduğunu savunuyor. İnsanların, diğer bireylerin davranışlarını ve iletişim tarzlarını taklit etme eğilimi, yapay zeka algoritmalarının kalıplarını içselleştirmesini kolaylaştırıyor. Ancak bu durumun sadece iletişimde değil, aynı zamanda bireylerin kendi özgün benlik algıları üzerinde de etkili olabileceği vurgulanıyor. Algoritmaların, insanları daha öngörülebilir ve standartlaştırılmış bir şekilde değerlendirmesi, bireysel çeşitliliği azaltma ve algoritmik kontrol altında olma hissi yaratma potansiyeli taşıyor.