CHP'nin grup toplantısında yaşanan olay, siyasi arenada büyük yankı uyandırdı. Genel Başkan Özgür Özel’in, Avrupa’nın aşırı sağcı kesimlerini ve özellikle de ABD Başkanı Trump’ın politikalarını destekleyenlerle ortak bir cephe kurduğunu iddia etmesi, beklenmedik bir dil sürçmesiyle ortaya çıktı. Özel’in, ‘Herkes sevdiğiyle beraber’ şeklindeki ifadesi, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerindeki duruşu hakkında önemli soruları beraberinde getirdi. Bu durum, iktidar partisinin dış politika stratejisine yönelik eleştirileri daha da güçlendirdi.

Özel’in açıklamaları, özellikle Avrupa’nın sağcı grupları ve ABD Başkanı Trump’ın politikalarıyla bağdaştırıldığında, Türkiye’nin dış politikadaki konumunu sorgulayan bir bakış açısı sunuyor. Bu bağlamda, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkileri, ABD ile stratejik ortaklığı ve bölgesel oyuncu kimliği yeniden tartışılır hale geldi. Özel’in, ‘Avrupa’nın aşırı sağıyla, onları destekleyen Trump’la, Trump’ın desteklediği Netanyahu’yla aynı hattalardayız’ demesi, Türkiye’nin belirli siyasi gruplarla ortak zemin oluşturma çabaları hakkında önemli ipuçları veriyor.

AK Parti, Özel’in sözlerine sert bir şekilde tepki gösterdi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Özel’in Sayın Cumhurbaşkanımızı Netanyahu ile aynı cümlede zikretmesini ‘siyasi zavallılık’ olarak nitelendirirken, Özel’i ‘Hamas’a ‘terör örgütü’ diyen, Filistinli çocuklara İsrailli diyen, bugün de safını belli eden niteliksiz ve şuursuz bir zihniyet’ olarak tanımladı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Faruk Acar da, bu ‘şuursuz ve serkeş anlayış’ın, CHP’deki ‘çapsızlığın en net vesikası’ olduğunu vurguladı. Bu tepkiler, Türkiye’nin dış politikadaki tutarlılığı ve iktidar partisinin söylem gücü üzerine yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Özel’in Ataşehir mitingindeki ‘Savaşta 71 bin İsrailli bebek öldü. Kadın öldü. Çocuk öldü’ ifadesi de büyük tepkilere neden olmuştu. Bu tür ifadeler, Özel’in uluslararası arenada Türkiye’yi temsil etme konusundaki hassasiyetine dair soru işaretleri yaratırken, iktidar partisinin bu konudaki tutumunu da yeniden şekillendirme çabalarına odaklanmasını sağladı. Bu gelişmeler, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerindeki karmaşıklığı ve dış politika stratejisinin belirlenmesindeki kritik faktörleri gözler önüne seriyor. CHP'nin bu söylemi, Türkiye'nin dış politikadaki yerini ve ittifaklarını yeniden değerlendirme ihtiyacını da gündeme taşıyor.