Türkiye’nin adalet sistemi, son dönemde yaşanan karmaşık olaylar ve artan şikayetler nedeniyle önemli bir krize yaklaşıyor. YENİ Parti Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, adli yıl açılışına ilişkin yaptığı değerlendirmelerde, yargıda yaşanılan sorunları ve bunun toplumu nasıl etkilediğini çarpıcı bir şekilde vurguladı. Tanrıkulu, yargının kurumsal bağımsızlığının ve tarafsızlığının ciddi bir şekilde sorgulanması gerektiğini belirterek, adalete olan güvenin sarsılmasının kabul edilemez bir durum olduğunu ifade etti.
Tanrıkulu, özellikle son zamanlarda yargı kararlarının siyasi etkilerden etkilenme ihtimali, avukatların yaşadığı zorluklar, yargı çalışanlarının üzerinde yaşadığı baskılar ve Anayasa Mahkemesi veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmaması gibi konulara dikkat çekerek, Türkiye’nin adalet sistemindeki temel sorunlara dikkat çekti. Yargı kurumunun, toplumsal güveni sarsan bir yumağın çatladığına işaret ederek, bu durumun hukuk devletinin temel prensiplerine aykırı olduğunu savundu. Hukukun üstünlüğünün ve bağımsız yargının yok sayıldığını, bunun da demokratik bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarının ihlal edildiğini belirtti.
Tanrıkulu, yargı kararlarının keyfiliğine ve adaletsizliğine dair örnekler vererek, bu durumun toplumdaki adaletsizlik algısını derinleştirdiğini ve kamuoyunda yargıya olan güveni daha da azalttığını vurguladı. Avukatların cezaevlerindeki koşulları, emeklerinin sömürülmesi ve yargı çalışanlarının yaşadığı baskılar da Tanrıkulu’nun eleştirel bakış açısını oluşturdu. Hukuk sisteminin, sadece teknik ve hukuki değil, aynı zamanda etik ve insani değerlere de dayandığını, yargı kararlarının da bu değerler ışığında verilmesi gerektiğini ifade etti.
Sonuç olarak, Tanrıkulu, Türkiye’nin özlediği adalet ortamının yaratılması gerektiğini, bunun için de hukukun üstünlüğüne, bağımsız yargıya ve insan haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Hukuka bağlı, vicdanlı ve demokratik bir şekilde hareket eden yargı çalışanlarını desteklediğini belirterek, adalet ve hukukun egemen olduğu bir Türkiye’nin inşası için çalışmaların devam etmesi gerektiğini ifade etti. Bu süreçte, tüm paydaşların (siyasetçiler, avukatlar, hakimler, savcılar ve yurttaşlar) sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini ve hukukun üstünlüğünün korunmasına katkıda bulunması gerektiğini vurguladı.