Girne açıklarında meydana gelen ve hayatların kaybettiği, halen kayıp olanların sayısı da merakla bekletildiği felaket sonrası, geminin teknik şartlarına dair önemli detaylar gün yüzüne çıkıyor. FİLOJET isimli yüksek hızlı katamaranın denizcilik geçmişi ve operasyonel prosedürleri, soruşturmanın odağına yerleşti. Özellikle geminin, yolcu taşımacılığı için tasarlanmış özel bir model olması, kaptanın bu gemi tipi için gerekli olan uzmanlık derecelerine sahip olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.
Cumhuriyet’e konuşan deneyimli gazeteci Onur Evrensel, soruşturmanın şu anki aşamasında, FİLOJET'in Limanlar Dairesi tarafından verilen işletme belgesinde, geminin “HSC Passenger Catamaran” olarak açıkça tanımlandığını vurguladı. Ancak bu tanımlamanın, kaptanın sahip olması gereken “Type Rating Certificate” adı altında, gemi tipine özgü uzmanlık belgesine sahip olup olmadığını kesinleştirmek için bir boşluk bıraktığını belirtti. Bu durum, geminin teknik özelliklerinin ve operasyonel gereksinimlerinin tam olarak karşılanıp karşılanmadığı konusundaki şüpheleri artırıyor.
Uluslararası Denizcilik Örgütü’nün (IMO) 2000 tarihli HSC Code düzenlemesi, yüksek hızlı katamaranlar gibi özel gemi türlerinde görev yapan kaptanların, geminin manevrası, kontrol sistemleri, güvenlik protokolleri ve acil durum prosedürleri gibi konularda belirli bir uzmanlık derecesine sahip olmasını öngörüyor. Bu düzenlemeye göre, kaptanın “Type Rating Certificate” belgesine sahip olması, gemi tipine özgü eğitim ve değerlendirme süreçlerinden geçmiş olması gerektiği anlamına geliyor. Bu nedenle, soruşturma ekibinin, FİLOJET kaptanının bu belgese sahip olup olmadığını, varsa kim tarafından düzenlendiğini ve belgenin geçerlilik süresini kapsamlı bir şekilde araştırması büyük önem taşıyor.
Soruşturmanın dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise, Girne Limanı’ndan geminin yola çıkışında bu uzmanlık belgesinin kontrol edilip edilmediği. Şu ana kadar elde edilen verilere göre, kaptanın HSC yetkisi bulunmadığına dair kesin bir kanıt bulunmuyor. Ancak, geminin resmi belgelerde “HSC Passenger Catamaran” olarak tanımlanmış olması, bu yetkilendirmenin detaylı bir şekilde araştırılmasını zorunlu kılıyor. Bu durum, facianın nedenlerine dair daha kapsamlı bir anlayış geliştirmeye katkı sağlayabilir ve benzer olayların önlenmesine yardımcı olabilir.