Mersin'in Tarsus ilçesi Bağlar Mahallesi'nde, 25 Mart'ta yaşanan olay, şiddetin karanlık yüzünü bir kez daha gözler önüne serdi. 33 yaşındaki M.Ç., hakkında uzaklaştırma kararı olmasına rağmen, 27 yaşındaki Havva Çelen ve kızını görmek amacıyla parka davet etti. Bu davet, hayatının geri kalanında onu travma ile tanıştıracak bir felaketin başlangıcı oldu. Olay, çocuğunun gözü önünde, kalbi paramparça eden bir şiddet anısıyla başladı.

Parkta geçirdiği kısa sürenin ardından dönüş yolunda, M.Ç., Havva Çelen’e yönelik ani ve acımasız bir saldırıda bulundu. 17 kez bıçaklanarak ağır yaralanan Çelen, olay yerinde yere yığılmış, hayatı bir anda bambaşka bir boyuta taşmıştı. Ambulansın gelmesiyle hastaneye sevk edildiği sırada, M.Ç. gözaltına alınarak adalet önüne çıkarıldı. Ancak Havva Çelen’in talebi, sadece bir ceza arzusundan öte, yıllarca süren acı ve çaresizliğin bir ifadesiydi.

Tedavi sürecinin ardından taburcu edilen Havva Çelen, babasının evine döndüğünde, 9 yıllık evliliğinin bir kabus olduğunu itiraf etti. Akciğerlerinin zarar gördüğünü, sağ kolunu kullanamaz hale geldiğini ve ölümle burun buruna yaşadığını belirterek, M.Ç.’nin 4 yaşındaki kızının gözü önünde yaptığı saldırının travmasını paylaştı. Sadece kendi hayatını değil, ailesinin ve kızının güvenliğini de tehdit altında olduğunu vurgulayarak, suçlunun en ağır cezayı almasını istedi. Bu talep, sadece bir savunma mekanizması değil, aynı zamanda adalete duyduğu inancın bir göstergesiydi.

Havva Çelen’in sesi, şiddetin karanlık sularında kaybolan bir umut ışığı gibiydi. Psikolojisinin tamamen çöktüğünü, geceleri uyuyamadığını ve 9 yıl boyunca yaşadığı şiddet nedeniyle derin bir travma yaşadığını ifade etti.