Nepal'in Rasuwa bölgesinde meydana gelen ve çevresine yayılan devasa sel felaketi, ülkenin savunmasını sarsarken uluslararası toplumun da dikkatini çekiyor. Sel suları, bölgedeki yerleşim yerlerini ve ulaşım hatlarını adeta yok ederek, can kaybı oranını katlayarak artırmış durumda. Ulusal Afet Risk Azaltma ve Yönetim Kurumu'nun verilerine göre, ölü sayısı 939'a yükselmiş, kayıp olanların sayısı ise 3 bin 925'e ulaşıyor. Bu trajik tablo, bölge halkının acil yardıma ve destek vermesi gerektiğini gösteriyor.
Uluslararası arenada, Nepal'deki felakete karşı seferberlik hız kazandı. Hindistan, Çin, Japonya, ABD, BAE, Güney Kore gibi ülkelerden gönderilen yardım malzemeleri, arama kurtarma çalışmalarına güç veriyor. Özellikle, dondurucu, jeneratör, güneş enerjili lambalar, DNA test kitleri, acil yardım ekipmanları, çadır, battaniye, uyku tulumu ve gıda gibi temel ihtiyaçlar karşılanırken, teknik ekipman talepleri de artıyor. ABD'den DNA test kitleri ve diğer teknik ekipmanlar, Çin ve Singapur'dan köprü sistemleri ve yüksek kapasiteli insansız hava araçları (İHA) talep edildi. Bu koordineli yardım çabası, felaketin etkilerini azaltmak ve kurtarma operasyonlarını desteklemek adına hayati önem taşıyor.
Durumun ciddiyeti, Çin'in Tibet Özerk Bölgesi'nde de yaşamını yitirenlerin sayısının 16'ya yükselmesiyle daha da netleşti. Nepal'deki selin, 26 Ağustos'ta meydana gelen 5,2 büyüklüğündeki bir depremle tetiklenen buzul çökmesi ve ardından gelen çayırların yıkılması sonucu oluştuğu, ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi tarafından yapılan analizlerle ortaya konuldu. Uluslararası Dağlık Kalkınma Merkezi uzmanları, selin bölgedeki dağlık alandan kopan buzul parçalarının tetiklediği çayırların, yer yer sel sularıyla birleşerek felaketi oluşturduğunu vurguluyor. Bu nedenle, bölgedeki doğal risklerin daha iyi anlaşılması ve önlenmesi için uzun vadeli stratejilerin geliştirilmesi gerekiyor.
Kurtarma operasyonlarına desteği artırmanın yanı sıra, bölgedeki altyapı hasarının onarılması ve yerleşim yerlerinin yeniden yapılandırılması da büyük önem taşıyor. Uluslararası toplumun, Nepal'in bu zorlu süreçte tek başına kalmaması ve uzun vadeli bir işbirliği anlayışıyla destek vermesi gerekiyor. Felaketin yaralarını sarmak ve bölge halkının yeniden ayağa kalkmasına katkıda bulunmak, küresel sorumluluk olarak kabul edilmelidir.