Ataşehir'de yaşananlar, CHP'nin iç hesaplarını ve Türkiye siyasetindeki karmaşık dinamikleri gözler önüne serdi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ataşehir Belediyesi'ndeki rüşvet iddialarıyla ilgili başlatılan soruşturma ve bu iddialarla bağlantılı olarak gözaltına alınan Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel'in savunmasında, partisine iftirayla suçu yüklenerek bir suçu işlemediği halde işlemiş gibi gösterilmesine karşı güçlü bir duruş sergiledi. Bu durum, CHP'nin kendi içindeki uyumunu ve dış dünyadaki konumunu yeniden sorgulatıyor.
Özel, Adıgüzel'in Ataşehir'de yaptığı çalışmalar ve belediyecilikteki başarılarını vurgulayarak, bu iddiaların arkasındaki kurnazlığı ve hedefli bir saldırı olduğunu belirterek, bu tür iftira kampanyalarının gelecekte kimin hedefte olabileceğini öngörerek uyarıda bulundu. “Aklınızı başınıza alın. Yarın seçim olur, iktidar değişir. Bu açtığınız yolda bir savcı bulan, bir tane meczup iftiracı bulan, elinde kanıtı olmayan ama açtığınız yoldan yürümeye kalkan biri çıktığında, dışarıda ve geriye dönük ne bir AK Partili belediye başkanı kalır ne bir AK Partili belediye meclis üyesi kalır ne bir AK Partili siyasetçi kalır” diyerek, partisine olan bağlılığını ve iftiraya karşı duruşunu bir kez daha pekiştirdi. Bu, sadece Adıgüzel için değil, aynı zamanda tüm CHP delegeleri için bir uyarı niteliğindeydi.
Özel'in, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın Türkiye'deki açıklamalarına yönelik sert tepkisi ise dikkat çekiciydi. Barrack'ın, Türkiye'nin geçmişteki siyasi rejimlerine atıfta bulunması ve monarşiden bahsederek Atatürk'ün mirasına yönelik bir eleştiriye ilişkin eleştirisi, Özgür Özel tarafından derhal bertaraf edildi. “Gelmiş ABD'nin Türkiye'deki temsilcisi, monarşiden, tek adamdan, Türkiye'yi Meclis'e, Cumhuriyet'e taşımış Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün memleketinde monarşiden bahsediyor. Tom Barrack'a şunu söylüyorum: İster ABD'nin büyükelçisi ol, ne olursan ol. Ben hangi koltukta oturduğumu, biz kimin partisinde ve kimin ülkesinde olduğumuzu biliyoruz. Her seferinde yaptık, yine yapacağız. Senin gibi bütün emperyalistlerin alnını karışlayacağız. Bu vakitten sonra deli Trump'ın küstah elçisi, Türkiye'de istenmeyen kişidir. Gitsin memleketine. Defolsun, gitsin memleketine” sözleriyle, ABD'nin Türkiye'nin iç işlerine karışma çabalarına karşı duruşunu net bir şekilde gösterdi.
Ayrıca, iktidarın kendisine