Türkiye'nin önde gelen araştırmacı merkezi DİSK-AR, güncel istatistiklere dayanarak önemli bir rapor yayınladı. TÜİK'in Hanehalkı İşgücü Araştırması (HİA) verileri ışığında hazırlanan bu rapor, işsizlik oranlarının alarm verici seviyelere ulaştığını ortaya koyuyor. Temmuz 2026'da, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 30,6'ya yükselerek, ülkenin iş gücü piyasasındaki zorlu koşulları net bir şekilde gösteriyor.
Rapor, dar tanımlı işsizliğin mevsimsel etkilerinden arındırılmış haliyle yüzde 8,1 seviyesinde seyrettiğini belirtiyor. Ancak, bu oran, geniş tanımlı işsizlik ile karşılaştırıldığında önemli bir fark yaratıyor. İki işsizlik oranı arasındaki 22,5 puanlık uç, iş gücü piyasasında sadece iş bulmakta zorlananların değil, aynı zamanda iş gücüne dahil olamayanların da çok yüksek olduğunu işaret ediyor. Bu durum, ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma hedeflerine ulaşmada ciddi bir engel teşkil ediyor.
Rapor, Temmuz 2024'ten Temmuz 2026'ya kadar olan dönemde, geniş tanımlı işsiz sayısında önemli bir artışın yaşandığını vurguluyor. Bu iki yılda, geniş tanımlı işsizlik oranı 1 milyon 402 bin kişi artarak 12 milyon 305 bine ulaştı. Aynı zamanda, dar tanımlı işsizlikte de bir miktar azalma olsa da, toplam işsizlik oranlarının yüksek seyretmesi, Türkiye'nin iş gücü piyasasındaki yapısal sorunların devam ettiğini gösteriyor. Raporda ayrıca, 4,5 milyon kişinin haftada 40 saatten az çalışıp daha fazla gelir elde etme isteği taşıdığı ve bu isteğini karşılayamayan 5 milyon kişinin iş bulma konusunda mücadele ettiği belirtiliyor.
Raporun bulguları, işsizlik ödeneğinden yararlanamayan resmi işsizlerin oranının yüzde 83'e ulaştığını da ortaya koyuyor. Bu durum, işsizlik sigortası sisteminin etkinliğinin düşük olduğunu ve iş gücüne dahil olanların sosyal güvencesinin yeterli olmadığını gösteriyor. DİSK-AR, bu veriler ışığında, dar ve geniş tanımlı işsizlik arasındaki makasın açıldığını ve bu durumun toplumsal eşitsizlikleri derinleştireceğini vurguluyor. Bu nedenle, hükümetin iş gücü piyasasını yeniden yapılandırma ve iş yaratma politikalarını daha etkin bir şekilde uygulaması gerektiği savunuluyor.