Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun'un 2016 yılında vefatının ardından başlatılan soruşturmada yeni bir döneme giriyor. Alihan Kuriş’in “adam öldürme” şüphesiyle başlatılan soruşturma, Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı raporlardaki tutarsızlıklar ve Adli Tıp Kurumu idaresinin kayıtları hakkında yapılan iddialarla birlikte, soruşturma sürecinin hızla karmaşıklaşmasına neden oluyor. İlk raporlarda ‘şüpheli ölüm’ olarak değerlendirilen olay, şimdi ‘adam öldürme’ suçuna evriliyor.
Soruşturmanın merkezinde, 2016 yılı Eylül ayında vefat eden Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün şüpheli olduğuna dair yapılan şikayet ve iddialar yer alıyor. Bu durum, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, müteveffanın gerçek ölüm sebebinin belirlenmesi amacıyla fethi kabir kararı alınmasına yol açtı. Bu kararın ardından, Başsavcıvekili, cumhuriyet savcısı, İstanbul Adli Tıp Kurumu uzmanları ve olay yeri inceleme ekipleri 19 Ağustos 2016 tarihinde Denizolgun’un kabrine giderek, mezardan ceset parçaları aldı ve Adli Tıp Kurumuna nakil yoluyla götürdü. Bu süreçte, Adli Tıp Kurumu ile Riva Polis Merkezi arasındaki yazışmalarda ve Adli Tıp Kurumu idaresinin, otopsi video kaydının gönderilmesi taleplerine “böyle bir kayıt yoktur” şeklinde cevap vermesi, resmi belgelerde sahtecilik şüphesi yaratarak soruşturma kapsamında önemli bir noktaya işaret ediyor.
Şu anda, soruşturmanın odak noktası, Adli Tıp Kurumu idaresi tarafından gönderilen otopsi video kaydının, 18 Ağustos 2026 tarihinde “kayıt vardır” şeklinde bir düzeltme yapılması ve bu durumun, Adli Tıp Kurumu’nun daha önceki tutarsız yanıtlarıyla çelişmesi üzerine açılan soruşturma üzerinde. Bu durum, Adli Tıp Kurumu idaresinin resmi belgelerde sahtecilik yapıp yapmadığına dair ciddi şüpheler uyandırıyor. Soruşturma, Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında “adam öldürme” suçundan başlatılırken, aynı zamanda Adli Tıp Kurumu idaresinin eylemleriyle ilgili de “Resmi Belgede Sahtecilik” suçuna yönelik bir soruşturma da yürütülüyor.
Soruşturma, mevcut deliller, yazışmalar, beyan işlemleri ve diğer toplanacak kanıtlar ışığında hassasiyetle ve genişletilerek devam edecek. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma sürecinde elde edilecek tüm bilgileri değerlendirerek, Arif Ahmet Denizolgun'un ölümüyle ilgili gerçeği ortaya çıkarmayı hedefliyor. Bu süreçte, Adli Tıp Kurumu’nun raporlarındaki tutarsızlıklar, resmi belgelerdeki sahtecilik iddiaları ve Adli Tıp Kurumu idaresinin eylemleri, soruşturmanın karmaşıklığını ve önemini daha da artırıyor.”} /