Yalova’nın Çınarcık ilçesinde, 2025 yılının Eylül ayında yaşanan trajik olay, müzik dünyasını ve hukuku derinden sarsmıştı. Gül Tut’un hayatını kaybettiği gece, sadece bir ölümden çok daha fazlasıydı; aynı zamanda bir sır, bir ihanet ve uzun süren bir hesaplaşmanın başlangıcıydı. Olayın ardından başlatılan soruşturma, yeni delillerle birlikte beklenmedik dönüşümlere uğradı ve kamuoyunun dikkatini yeniden üzerine çekti.

Güvenlik kameralarından elde edilen son görüntüler, olay anındaki gerilimi ve karmaşıklığı daha da gözler önüne serdi. Tuğyan Ülkem Gülter’in, polis ekipleriyle birlikte eve girişinin ardından, yaşadığı anksiyeteyi gösteren çarpıcı anlar kameraya sızdırıldı. Olayın ardından gelen bilgilere göre, Sultan Nur Ulu’nun da bu anlarda görüntüde yer aldığı belirlendi. Bu görüntüler, olayın ardındaki dinamikleri anlamlandırmada önemli bir ipucu sunarken, şüphelilerin eylemlerini de daha net bir şekilde ortaya koydu.

Toksikoloji raporları, Gül Tut’un ölümünün alkol zehirlenmesi sonucu meydana geldiğini gösteriyordu. Ancak, bu raporun ardından İstanbul Teknik Üniversitesi tarafından yapılan detaylı analizler, müziğin olay anında kasıtlı olarak başlatıldığını ve Gül Tut’u odaya çekmek amacıyla kullanıldığını ortaya koydu. Savcılık, şarkının, odaya getirildiği ve ölümün tasarlanmış bir eylem parçası olduğu kanaatine vardı. Bu, olayın sadece bir kaza olmadığını, aksine premedite edilmiş bir cinayet olduğunu gösteriyordu.

Son olarak, bilirkişi raporu, düşme öncesinde duyulan