Beylikdüzü’ndeki ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ikinci duruşması, İmamoğlu ailesinin savunmaları ve savcılığın yeni talepleriyle dikkat çekti. Duruşmada, sanık Hasan İmamoğlu, üzerine atılı suçlamaları şiddetle reddederken, savcı Tuncay Yılmaz’a ait 1 milyon Euro’nun kaynağının belirsizliği üzerine şüpheli hakkında ‘aklama’ suçundan suç duyurusunda bulundu. Sanığın savunmaları, aile içi dinamiklerin ve ticari faaliyetlerin karmaşık bir şekilde iç içe geçtiği bir tablo ortaya koyarken, davadaki gerilim daha da arttı.

Hasan İmamoğlu, savunmasında, “Haram yememek, yedirmemek” ilkesine bağlı olduğunu ve bu değerleri çocuklarına aşıladığını vurguladı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun babası olarak yargılanmaktan gurur duyduğunu belirterek, ticari faaliyetlerini yönetmesi için Tuncay Yılmaz’a devrettiğini, bunun ‘eziyet’ten başka bir şey olmadığını savundu. Daire alım satımı suç mu, diye sorarken, 60 yıllık ticari hayatının ayaklar altına düşürülmesini kınadı ve iddialara karşı yalan olduğunu belirtti. FETÖ’ye okul yaptığını iddia edenlerin, ‘casusluk’ suçundan yargılanmasına ise tepki gösterdi, ailesinin gazi bir dededen geldiğini ve vatana ihanetin ne olduğunu çok iyi bildiğini ifade etti.

Savunmasının ardından, Cumhuriyet Savcısı Tuncay Yılmaz’ın iddiaları doğrultusunda teslim edilen 1 milyon Euro’nun kaynağına dair belirsizlik üzerine sanık Hasan İmamoğlu’na yönelik ‘aklama’ suçundan suç duyurusunda bulunuldu. Sanığın “Ben incelemedim ama muhakkak muhasebe kaydı vardır” şeklinde verdiği yanıtlara karşılık, savcılık, Tuncay Yılmaz’ın iddialarının delil olarak kabul edilmesi ve sanığın üzerine yeni bir suçlama getirilmesi için harekete geçti. Bu durum, davada savcılığın iddialarını güçlendirmeye ve sanığın üzerine daha ağır suçlamalarla yüklenmeye çalışılmasına işaret ediyor.

Duruşmanın ardından bir saatlik ara verildi. Bu aranın, tarafların stratejilerini yeniden değerlendirme ve yeni deliller sunma fırsatı sunması bekleniyor. Dava, İmamoğlu ailesinin savunmaları, savcılığın argümanları ve mahkeme heyetinin değerlendirmesi sonucunda, gelecekteki adli süreçleri şekillendirecek önemli bir dönüm noktası olabilir. Davanın sonucunun, hem İmamoğlu ailesinin itibarını hem de Türkiye’nin yargı sistemine olan güvenini etkilemesi olası.