Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’nin kuzeyinde terör tehdidini ortadan kaldırma misyonu olarak başlattığı Fırat Kalkanı Harekâtı, yalnızca bir askeri operasyon olmanın ötesinde, bölgeye güvenliği ve istikrarı getiren bir destan haline gelmiştir. 24 Ağustos 2016’da başlayan bu operasyon, 10 yıl boyunca Türkiye’nin milli güvenliği ve komşularının huzuru için önemli bir kilometre taşı olmuştur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, operasyonun 10. yılını kutlarken, kahraman ordumuzun dünyaya sunduğu mesajı yeniden vurgulayarak, bölgemizin geleceğine dair umudu artırmıştır.

Fırat Kalkanı Harekâtı, özellikle DEAŞ gibi terör örgütlerine karşı etkili bir mücadele yürütmüş, terör koridorlarının oluşmasını engellemiş ve Suriye’nin kuzeyinde barışın sağlanmasına katkıda bulunmuştur. Operasyon kapsamında Cerablus, Çobanbey, Azez ve El-Bab gibi stratejik bölgeler terörden arındırılmış, siviller güvenli bölgelere yerleştirilmiş ve yaşam normale dönmeye başlamıştır. Mehmetçik’in bu zorlu şartlarda sergilediği başarı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gücünü ve kararlılığını tüm dünyaya göstermiştir.

Operasyon, dış baskılara ve yaptırımlara rağmen Türkiye’nin milli güvenliğe olan bağlılığını ortaya koymuştur. Avrupa Birliği ve diğer ülkeler tarafından uygulanan yaptırımlar, Türkiye’nin terörle mücadele kararlılığını zedelememiştir. Aksine, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Bahar Kalkanı operasyonları ile terör tehdidi daha da bertaraf edilmiş, Türkiye, bölgedeki istikrar için önemli bir rol oynamaya devam etmiştir. Türk ordusunun, DEAŞ ile göğüs göğüse savaştığı süreçte, bölgedeki tek güçlü ve etkili güç olduğu kabul görmüştür.

Fırat Kalkanı Harekâtı’nda 72 kahraman Türk askeri şehit olmuş, ancak bu fedakarlık, Türkiye’nin terörle mücadele azmini ve bölgemize barışı getirme hedefi daha da güçlendirmiştir. Operasyonun 7 aylık süresi boyunca, sivillerin güvenliği her zaman ön planda tutulmuş, kontrollü bir şekilde yürütülerek, bölgede istikrar sağlanmıştır. Bu operasyon, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin cesaretini, vatan sevgisini ve bölgesel güvenliğe katkı verme konusundaki kararlılığını bir kez daha gözler önüne sermiştir.”}çıkartısı.html