Türkiye, son yıllarda karşılaştığı karmaşık güvenlik ortamı ve sistematik terör tehdidi, ulusal güvenliğini inşa etme ve toplumsal huzuru sağlamada önemli zorluklar yaratmıştır. Bu zorluklar, devletin stratejik bir dönüşüm sürecine girmesini ve demokratik siyasetin belirli unsurlarının üzerindeki terör vesayetinin sonlandırılmasına yönelik kararlı bir hamle yapmasını beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda, yeni bir paradigma ortaya konulmuş ve Türkiye, terörle mücadele stratejisini kökten yeniden şekillendirme hedefiyle ilerlemeye başlamıştır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde şekillenen bu dönüşüm süreci, Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşme Dairesi 7595 sayılı Kanun ile hukuki bir çerçeveye kavuşturulmaya çalışılmaktadır. Bu kanun, TBMM'nin terörsüz bir Türkiye'ye geçiş süreci için iradesini ortaya koyarken, bireylerin ve toplumun temel hak ve özgürlüklerinin korunmasına ve toplumsal barışın tesisine odaklanmaktadır. Kanunun kabulü, Sayın Devlet Bahçeli'nin cesur çıkışları ve Cumhur İttifakı'nın güçlü iradesiyle mümkün olmuştur.

Geçiş süreci, 1 Ekim 2024'ten itibaren özellikle devletin proaktif bir rol üstlenmesi ve çok yönlü stratejik yaklaşımlarla ilerlemesiyle yeni bir ivme kazanmıştır. Bu süreç, terörsüz bir bölge amacına yönlendirilerek, hem güvenlik hem de toplumsal uyum açısından önemli adımlar atılabilmiştir. 7595 sayılı Kanun, bu geçiş sürecinin temel hukuki çerçevesini oluşturmakta ve sistematik terörü kesin ve devamlı surette tasfiye etmeyi hedeflemektedir. Kanunun hayata geçirilmesi, hem devlet kurumlarının hem de sivil toplumun ortak çabalarıyla desteklenmektedir.

7595 sayılı Kanun, sadece bir terörle mücadele kanunu olmanın ötesindedir. Bu kanun, Türkiye'nin uzun vadeli güvenlik stratejisinin bir parçasıdır ve sistematik terörü bitirmeye matuf genel bir amaca sahiptir. Bu nedenle, kanun analiz edilirken, değerlendirilirken ve yorumlanırken, sadece pozitif hukuk sisteminde yer alan olağan bir mevzuat unsuru olarak ele alınmamalı, genel amacı dikkate alınmalıdır. Kanunun her türlü pozitif hukuk yorumu, genel amaca bağlı olarak yapılmalıdır. Kanunun uygulanması, devletin rutin dışı dönemlerde kullandığı metodolojiye uygun olarak, aktüel siyasetten ziyade genel siyaset yaklaşımıyla yönetilmelidir. Bu, TBMM'nin olağan yasama faaliyetinin değil, olağanüstü şartları taşıyan geçiş sürecine uygun olağan dışı yasama faaliyetinin somut ürünü olan kanunun kabulüne işaret etmektedir. Bu kanun, 367 milletvekili imzasıyla TBMM tarafından kabul edilmiş olup, bu durum, geçiş sürecine yönelik olağanüstü bir dayanışma örneğini göstermektedir.