Türkiye, İsrail'in Batı Şeria üzerindeki son hamlelerini büyük bir tepkiyle karşıladı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik'in açıklamaları, bölgede yeni bir soykırım tehlikesinin yaşanabileceği endişesini artırıyor. Özellikle, Batı Şeria'nın Gazze'ye benzetilerek ‘gazalize’ edilmesi planı, uluslararası toplum tarafından şiddetle kınanıyor. Bu durum, iki devletli çözüm arayışının sona ereceği ve Filistin topraklarının geleceği için ciddi bir tehdit oluşturuyor.
Çelik'in vurguladığı temel nokta, İsrail'in Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşim yerlerinin genişletilmesiyle Filistinlileri ‘vatansızlaştırma’ girişimin, ‘mekânsal soykırım’ olarak tanımlanmasıdır. ‘Yerleşim’ ve ‘yerleşimci’ gibi kavramların yanlış olduğunu savunarak, bu eylemin ‘hırsızlık’ ve ‘soykırımcı şiddet’in bir tezahürü olduğunu belirtiyor. Özellikle, İsrail’in E1 planı, bu soykırımcı politikaların yeni ve daha tehlikeli bir aşaması olarak değerlendiriliyor. Bu planın uygulanması, Batı Şeria’nın fiilen ikiye bölünmesine ve Doğu Kudüs’ün tamamen izole edilmesine yol açarak, iki devletli çözümün imkansızlaşmasına neden olabilir.
Türkiye, İsrail’in uluslararası toplumun kurallarını görmezden gelerek uyguladığı bu işgal ve yerleşim politikalarına karşı sonuna kadar mücadele edecek. Cumhurbaşkanımızın BM'de sürekli olarak yönelttiği soru olan ‘İsrail’in sınırları neresidir?’ sorusu, bu işgalciliğe dikkat çekmek ve uluslararası toplumun bu konuya daha duyarlı olmasını sağlamak amacıyla kilit bir öneme sahip. İsrail yönetiminin, Batı Şeria’da yeni ‘işgalci-yerleşimci konut inşaatı’ için ihale açma planı, bu zorlu süreçte daha da vahşi ve acımasız bir yaklaşımın somut örneği olarak kabul ediliyor.
Türkiye, İsrail’in bu adımlarının sadece Filistin ve Gazze’yi değil, tüm insanlığı ve uluslararası hukukun temellerini hedef aldığını vurguluyor. Bu nedenle, uluslararası toplumun, İsrail'in bu tür provokatif eylemlere karşı ortak ve somut adımlar atması gerekiyor. ‘Yerleşim’ ve ‘yerleşimci’ olarak adlandırılan işgalcilik, hırsızlık ve soykırımcı şiddete karşı tüm ülkelerin ortak bir duruş sergilemesi ve bu konuda kararlı adımlar atması hayati önem taşıyor. Bu durum, sadece Filistin halkının değil, tüm insanlığın geleceği için de bir uyarı niteliğinde.”} EKLENTİ: