Antalya Diplomasi Forumu’nda (ADF) düzenlenen yoğun etkinlikler, küresel diplomasi sahnesinde Türkiye’nin rolünü bir kez daha belirginleştirdi. 3 gün boyunca, 23 devlet ve hükümet liderinin katıldığı, 13 başkan yardımcısı ve 50 bakanın ağırlandığı forum, krizlerin analizi ve çözüm arayışları için eşsiz bir platform suntu. Dünyanın dört bir yanından gelen delegelerin katılımıyla, 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan oluşan dev bir katılımcı havuzu oluşturuldu. Bu saygın platformda, bölgedeki kalıcı barışın tesis edilmesi ve sürdürülebilir istikrarın sağlanması için stratejik tartışmalar yapıldı.

Forumun en dikkat çekici başlıklarından biri, Gazze Barış Planı’nın hayata geçirilmesi ve İsrail’in politikaları üzerindeki değerlendirmeleriydi. 6 Müslüman ülkenin ortaklaşa yürüttüğü bu süreçte, Barış Kurulu gibi mekanizmaların kurulması ve uygulama adımlarının belirlenmesi üzerine yoğun çalışmalar yapıldı. ‘İnsanları öldürerek veya sürerek insansızlaştırma’ olarak tanımlanan İsrail’in asli niyeti, Türkiye’nin önündeki en büyük zorluk olarak kabul edildi. Bu nedenle, Gazze’deki soykırımın durdurulması ve terçime geçilmesi için uluslararası arenada yoğun diplomatik çabalarla hareket edilmeye başlandı. Türkiye, bu süreçte taraflar arasında arabuluculuk rolünü üstlenerek, müzakerelerin sürmesi ve ateşkesin uzatılması için çaba gösterdi.

Bölgesel istikrar ve güvenlik konuları da forumda geniş kapsamlı tartışmalara sahne oldu. Pakistan, Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır arasındaki ortak istişareler, bölgedeki çatışma potansiyelini azaltmak ve ortak bir güvenlik vizyonu oluşturmak amacıyla yapıldı. Aynı zamanda, Hormüz Boğazı’ndaki gerilimler ve enerji güvenliği gibi konularda da dikkatli bir takip yürütüldü. Türkiye, bu kritik geçiş noktasındaki olası riskleri en aza indirmek ve bölgedeki enerji akışının sürekliliğini sağlamak için uluslararası işbirliğine özel önem verdi. Bu bağlamda, ABD ve İran arasındaki ateşkesin uzatılması için diplomatik trafiği sürdürmeye devam etti.

Forumda ayrıca, Lübnan halkına yönelik dayanışma ve İsrail’in Lübnan’daki varlığı konusundaki endişeler de dile getirildi. İsrail’in, Güney Kıbrıs ve Yunanistan ile kurduğu askeri ittifak, uluslararası toplum tarafından yakından takip edildi. Türkiye, bu ittifakın bölgesel dengeleri nasıl değiştireceği ve güvenlik risklerini nasıl artırabileceği konusunda dikkatli bir yaklaşım sergiledi. Türkiye, uluslararası toplumun Gazze Barış Planı’nın uygulanması için gösterdiği yoğun çabayı desteklerken, İsrail’in yayılmacılığının küresel güvenlik tehdidi olarak değerlendirildiğini ve bu konuda uluslararası toplumun daha da kapsamlı adımlar atması gerektiği vurgulandı. Müzakerelerin devam etmesi ve ateşkes sürecinin uzatılması yönündeki küresel irade, Türkiye’nin diplomatik stratejisinin temelini oluşturdu.”} |]’