Toplumsal yankı uyandıran bir gelişmeyle, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı’na atadığı danışma kurulu, geniş kesimlerden tepki çekti. On bir ismin bu önemli göreve atanması, Alevi topluluğu içinde soru işaretleri yarattı ve HDP İstanbul Milletvekili Turgut Öker’in sert bir açıklamasını beraberinde getirdi.

Özer, atanan kişilerin, Alevi toplumunun sesini doğru bir şekilde temsil etmediğini, aksine Sarayın Alevilik siyasetini yansıttığını iddia etti. “Bu kurul, Alevilerin iradesiyle şekillenmiş bir yapı değil, iktidarın siyasi manipülasyonunun ürünü” diyerek, atamaların, Alevilerin kendi temsilcilerini seçme hakkını görmezden geldiğini vurguladı. Bu durum, Alevi topluluğu içinde, kendi temsilciliklerinin belirlenmesinde yaşanan hassasiyetleri ve hassasiyetin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkanı Mustafa Aslan, bu atamaları da reddederek, saray rejiminin Alevileri değiştirip asimile etme amacını açıkça ortaya koydu. Aslan, bu tür yapılarının, Aleviliğin özünü ve ruhunu yansıtmayacağını ve Alevilerin kendi kültürel ve dini kimliklerini koruma çabalarına engel olacağını belirtti. “Bu atamalar, Aleviliğin inkarını temsil ediyor” diyerek, durumun ciddiyetine dikkat çekti.

Turgut Özer’in açıklamaları, Alevi topluluğu içinde büyük bir tartışma başlattı. Alevilerin kendi temsilciliklerini belirleme hakkının, demokratik bir ilke olarak kabul edildiği ve bu ilkenin ihlal edilmesinin, toplumsal huzur ve barış için ciddi riskler oluşturacağı vurgulandı. Özer, bu durumun, Alevilerin siyasi haklarını ve özgürlüklerini kısıtlamaya yönelik bir adım olarak değerlendirildiğini ifade etti. Bu gelişmeler, Alevi topluluğu için bir dönüm noktası olabilir ve gelecekteki siyasi stratejilerin şekillenmesinde önemli bir rol oynayacaktır.