Gaziantep'in sınırlarında, yüzyıllar boyunca sessizliği koruyan Apsaros Kalesi, şimdiye kadar sessizliğini bozacak bir keşfe sahne oldu. Polonya-Gürcistan Arkeoloji Ekspedisyonu'nun düzenlediği kazılar sonucunda ortaya çıkarılan 2 bin yıllık altın levha, antik dönem Gürcü kültürünün izlerini gün yüzüne çıkarırken, bölgedeki askeri ve dini hayat hakkında değerli bilgiler sunuyor.
Kale, günümüzde Gonio olarak bilinen Karadeniz kıyısındaki bu antik yapı, 2024'te gerçekleştirilen kazılarda büyük bir heyecan yarattı. Uçucu büyüklükte olan altın levha, stilize edilmiş bir yaprak formunda tasarlanmış ve üzerinde Yunanca alfabesiyle Thrasymedes adında bir kişinin eserinin “Dolichenian Tanrısı”na adandığı bilgisi yer alıyordu. Araştırmacılar, bu ifadeyi Jüpiter Dolichenus'u, yani antik Kommagene'deki Doliche kentine ait olan ve günümüzde Gaziantep'e ev sahipliği yapan tanrı ile ilişkilendirdiler. Bu, tanrının adını açıkça taşıyan ilk yazılı kanıt olması, Jüpiter Dolichenus'un Apsaros'taki Roma garnizonunda varlığını doğrudan doğrulamış oldu.
Keşfin en dikkat çekici yönleri arasında, Jüpiter Dolichenus'a ait olduğu düşünülen başka eserlerin de bulunması yer alıyor. Arkeologlar, boğanın üzerinde duran bir kartal figürünü ortaya çıkardılar. Bu boğa ve kartal, Jüpiter Dolichenus'un ikonik tasvirlerinde sıkça kullanılan sembollerdir. Bu buluntular, kalenin içinde veya yakınında Jüpiter Dolichenus'a ait bir tapınma alanı bulunmuş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Ancak, tapınak yapısının henüz tam olarak belirlenmediği vurgulanıyor.
Apsaros Kalesi, Roma döneminde Karadeniz kıyısından Kafkasya'nın iç bölgelerine uzanan stratejik bir güzergahın kontrolünde önemli bir rol oynamıştı. 2. yüzyılda kaleyi ziyaret eden Roma Valisi Arrian'ın kayıtlarında, burada beş kohort askerin konuşlandırıldığı belirtiliyor. Bu altın levha, askeri birliğin dini yaşamına dair ilk doğrudan yazılı kanıtlar arasında yer alarak, antik dönemde Roma İmparatorluğu'nun sınır bölgelerindeki askeri faaliyetlerin sosyal ve dini boyutlarını anlamamıza yardımcı oluyor. Bu keşif, Gaziantep'in zengin tarihini ve kültürel mirasını daha da derinleştirmektedir.