İnsan ömrünün sınırlarını zorlayan bir çalışma, 110 yaşını aşan bireylerin yaşam sırrına dair önemli bir bulguya ışık tutuyor. Bilim insanları, yaşlanmayla birlikte zayıflayan bağışıklık sisteminin, aslında kanser hücrelerini etkisiz hale getirme konusunda olağanüstü bir etkinliğe sahip olan özel T hücrelerini yoğun bir şekilde üretip, bu bireylerin uzun yaşamına katkıda bulunduğunu ortaya koydu. Bu bulgu, yaşlanma sürecini ve bunun insan vücudu üzerindeki etkilerini anlamamızda dev bir adım anlamına geliyor.

Uluslararası bilim dergisi Cell Reports'ta yayımlanan araştırma, Japonya'da Osaka Üniversitesi'nden Biyolog Kosuke Hashimoto ve ekibinin yaptığı kapsamlı bir inceleme sonucunda ortaya çıktı. Araştırmacılar, 70 ile 110 yaşları arasında farklı yaşam sürelerine sahip 28 kişiyi detaylı bir şekilde analiz ederek, bağışıklık sistemindeki CD4 sitotoksik T lenfositlerinin (CD4 CTL'ler) yaşla birlikte nasıl değiştiğini gözlemledi. Bu özel hücreler, normalde T hücresi popülasyonunun sadece küçük bir bölümünü oluşturmasına rağmen, 110 yaş ve üzerindeki bireylerde önemli ölçüde artmış bir oranla tespit edildi. Bu durum, yaşlanmanın sadece bir gerileme değil, aynı zamanda vücudun savunma mekanizmalarını yeniden yapılandırma sürecidir.

Bulgular, bu ‘katil hücrelerin’ 100 yaşındaki bireylerde yüzde 10, 110 yaşını aşan süper asırlıklarda ise yüzde 18’e kadar yükseldiğini gösteriyor. Bu artış, yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan bağışıklık zayıflığının tersine bir etkidir. Bu T hücreleri, vücutta bir tehdit algılandığında kendi kopyalarını üreterek, hedeflerini yok etmeye programlanmıştır. Ancak, 110 yaşını aşan bireylerdeki durum, bu hücrelerin sadece kanser hücreleriyle değil, aynı zamanda diğer potansiyel tehditlerle de etkileşime girdiğini ve bu konuda oldukça etkili olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmacılar, bu hücrelerin reseptörlerini veri tabanlarıyla karşılaştırdıklarında, katılımcıların hiçbirinde kanser öyküsünün bulunmaması, ancak hücre dizilimlerinin akciğer kanseri hastalarındaki hücrelerle benzerlik göstermesi dikkat çekici bir bulgu olarak kayda geçirilmiştir.

Minas Gerais Federal Üniversitesi'nden İmmünolog Ana Caetano Faria, bu bulguyu değerlendirirken, tümör hücrelerinin genellikle ilerleyen yaşlarda ortaya çıktığını ve bu ‘katil hücrelerin’ tümör büyümesini engelleyen bir bariyer görevi görüyor olabileceğini vurguladı. Ancak, uzmanlar bu bulguyu temkinli bir yaklaşımla değerlendiriyor. Massachusetts General Hastanesi'nden araştırmacı Shawn Demehri, bu hücrelerin sadece kansere değil, vücuttaki farklı bir antijene de yanıt verebileceğini belirtiyor. Oviedo Üniversitesi'nden Biyokimyager Alejandro López-Soto ise hücrelerin asırlıkları kanserden koruduğu fikrinin biyolojik açıdan mantıklı olduğunu, ancak doğrudan tümör öldürücü etkilerinin laboratuvar ortamında kanıtlanması gerektiğini vurguluyor. Kosuke Hashimoto ve ekibi, bu gizemli hücrelerin vücudun hangi dokularına yerleştiğini ve orada nasıl bir işlev üstlendiğini anlamak için çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürüyor. Bu keşif, gelecekte bağışıklık sistemi üzerinden geliştirilecek yeni kanser ve yaşlanma karşıtı tedaviler için önemli bir temel oluşturabilir.