Türkiye’nin siyasi arenasında önemli bir dönüm noktasında, özgürlük ve adalet talepleri yükseliyor. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, geçtiğimiz günlerde Silivri Cezaevi’ni ziyaret ederek, ülkedeki siyasi tutukluların durumuna dikkat çekti ve özgürlük taleplerini bir kez daha haykırdı. Bu ziyaret, sadece bir ziyaret olmanın ötesinde, demokratikleşme sürecine dair önemli bir mesajın verilmesi açısından büyük önem taşıyor.
Hatimoğulları, ESP Eş Genel Başkanı Murat Çepni, eski HDP’li Belediye Başkanı Bekir Kaya ve Nasrullah Kuran’ı ziyaret ederek, 200 gündür hapsedilen yoldaşların serbest bırakılması için yoğun bir çaba gösterdi. Ziyaret sırasında, yeni yürürlüğe giren çerçeve yasa ve bunun Türkiye’deki siyasi atmosfer üzerindeki etkileri de değerlendirildi. Özellikle, 3 Şubat’ta DEM Parti’nin bir parçası olan Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne yönelik gerçekleştirilen operasyon ve bu operasyonun ardından tutuklanan 84 sosyalist yoldaşın hala cezaevinde olması vurgulandı.
Hatimoğulları, cezaevlerindeki siyasi tutukluların düşünce ve ifade özgürlüğünü kullandıkları gerekçesiyle yargılanmalarını kınayarak, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinin hızla ilerlemesi gerektiğini vurguladı. Sosyalistlerin, devrimcilerin ve yurtseverlerin adil bir düzen, kadın hakları, işçi hakları ve temel insan hakları gibi konularda savunmaları nedeniyle cezaevinde olduklarını savundu. Özellikle, kayıplarını arayan insanlarla dayanışma içinde olmaları, barış ve demokrasi anlayışlarını savunmaları ve çeşitli katliamlara karşı duruşları nedeniyle tutuklu bulunduklarını ifade etti. Suruç ve Kobani’deki olaylar gibi travmatik süreçlerde yaşanan kayıplar ve bu kayıplara karşı verilen mücadele de konuşulan konular arasında yer aldı.
Bu ziyaret, sadece Silivri Cezaevi’nde değil, tüm Türkiye’de yankı uyandırdı. Hatimoğulları’nın, Kürt sorununun çözümü için atılan ilk adımların (çerçeve yasa) “ilk adım” olarak değerlendirildiğini ve barışın ve diyalogun önünü açacak adımların atılması gerektiğini vurgulaması, siyasi süreçteki önemli bir duruş sergiledi. Türkiye’nin geleceği için barış, adalet ve özgürlük talepleri bir kez daha ön plana çıkarılmış oldu. Bu ziyaret, sadece bir tutuklunun durumuyla sınırlı kalmayıp, Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları mücadelesindeki konumunu da yeniden hatırlatan önemli bir olay olarak tarihe geçti.”}Etti.