Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin gündeminde yer alan tartışmalı konular üzerine konuşan AKP Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu, çarpıcı ve sert ifadelerle sahneye çıktı. Özellikle terör örgütü PKK’nin lideri Abdullah Öcalan’ın “Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer” sözlerine yapılan yanıt, siyasi arenayı hareketlendirdi. Ağıralioğlu, bu yanıtla birlikte, iktidarın adalet anlayışına ve demokrasiye yönelik eleştirilerini yoğunlaştırdı.
Ağıralioğlu, ilk olarak iktidarın 25. yıl kutlamalarını eleştirerek, “Kutlama yapılıyor, ama aynı anda teröristler ‘ilk kurşun’ kutlaması yapıyor. Siz 25 yıldır iktidarsınız, siz de bu aleni kutlamaları tolerans gösteriyorsunuz. Gazileriniz hak arıyor, Öcalan’a statü konuşurken onlar parklarda itilip kakılıyor. Bu durum, ‘25 yıldır iktidardayız, çocuklarımızı vurdukları için bu memlekette nasıl kutlama yapılıyor?’ sorusunu sorulmamalıydı” şeklinde konuştu. Ayrıca, iktidarın milletini kandırdığı ve seçimlerdeki zaferine dikkat çekerek, “25’inci yılınızı böyle kutluyorsunuz: Son seçimde milletini kandıran iktidar!” dedi.
‘Silivri ve İmralı’ arasındaki ilişkiyi keskin bir dille tanımlayan Ağıralioğlu, “Ne Silivri’den ne İmralı’dan; Ankara’dan geçer! Bir şey Ankara’dan geçmiyorsa Silivri’den geçmez, ama Ankara’dan geçiyorsa Silivri’nin hissesine de adalet düşer, İmralı hissesine de yaptıklarının hesabını vermek düşer!” şeklinde konuştu. Bu ifade, adalet anlayışının ve iktidarın sorumluluklarının merkezine ‘Ankara’yı koyduğunu gösterdi. Demokrasi yolunun da Silivri veya İmralı’dan değil, Ankara’dan geçtiğini vurgulayan Ağıralioğlu, “Eğer devletinizi devlet gibi yönetmezseniz, İmralı’daki katil ‘Demokrasi buradan geçer’ diye konuşur, Silivri’deki şımarıklık da ‘Efendim bizden geçer’ diye böyle bir şeye heves eder” dedi.
Ağıralioğlu’nun bu söylemleri, iktidarın terörle mücadele stratejisini ve demokrasi anlayışını sorgulayan bir mesaj niteliğindeydi. ‘Devletinizi devlet gibi yönetmezseniz’ ifadesi, iktidarın kendi yetki alanlarını ve sorumluluklarını net bir şekilde ortaya koyduğunu gösterdi. Demokrasinin ve adaletin, terör örgütleriyle uzlaşma ve ‘demokrasi’ söylemlerinden bağımsız olarak, devletin kendi içindeki yapılarında ve sorumluluklarında tesis edilmesi gerektiğini vurguladı. Ağıralioğlu’nun bu güçlü ifadeleri, tartışmanın sadece siyasi arenelerde değil, toplumun genelinde de yankı uyandırdı.”}”>”}