Marmara Denizi'nin kıyılarında yaşanan ardışık sarsıntılar, şehrin yer altındaki jeolojik yapısıyla olan karmaşık ilişkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Son 24 saatte kaydedilen 32 deprem, 1,1 ile 3,2 büyüklüğünde; şehrin deprem riski konusundaki hassasiyetini artırıyor. Bu sarsıntılar, İstanbul’un deprem tehlikesinin kaynağı olan Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin Marmara Denizi içindeki dallarının aktif olduğunu gösteriyor.
İstanbul’un deprem riski, büyük ölçüde Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin Marmara Denizi’ne uzanan kollarından kaynaklanıyor. İBB’nin deprem önleme çalışmalarında vurgulandığı üzere, fay hattı İstanbul’un güneyinde, denizin altında uzanıyor. Özellikle Kumburgaz Fayı, İstanbul için kritik bir segment olarak öne çıkıyor; Büyükçekmece’nin açıklarındaki Marmara Denizi tabanında yer alıyor. Bu nedenle, ‘İstanbul’da fay hattı nereden geçiyor?’ sorusunun cevabı, fay hattının büyük bölümünün denizin altında, şehrin güneyindeki bölgelerde bulunduğunu ifade ediyor.
Ancak deprem riski sadece fay hattına olan mesafeyle belirlenmiyor. Zemin yapısının özellikleri, mevcut binaların durumu, yapılaşma yoğunluğu, nüfus yoğunluğu ve potansiyel hasarlar da risk değerlendirmesinde önemli bir rol oynuyor. AFAD’ın İstanbul İl Afet Risk Azaltma Planı, özellikle Avcılar, Bakırköy, Beylikdüzü, Küçükçekmece, Zeytinburnu, Silivri ve Tuzla gibi güney ve kıyı bölgelerinde deprem tehlikesinin daha yüksek olabileceğini belirtiyor. Adalar da faya yakınlığı ve eski yapısal özellikleriyle yüksek riskli bölgeler arasında yer alıyor.
İBB’nin yaklaşımı ise, İstanbul’un her ilçesi için tek bir ‘riskli-güvenli’ sıralaması yapmaktan kaçınarak, farklı deprem senaryolarına göre tehlike, yapı ve altyapı unsurlarının ayrı ayrı analiz edilmesini hedefliyor. Bu yaklaşım, şehrin dinamik yapısına ve olası afet senaryolarına daha gerçekçi bir bakış sunuyor. Şunu belirtmek gerekiyor ki, İstanbul’da ‘deprem riski olmayan ilçe’ diye bir kavram bulunmamaktadır. Şehrin tamamı, Marmara Denizi’ndeki deprem tehlikesi açısından hassas bir konumdadır. Yine de, bazı bölgelerde zemin koşulları ve faylara olan uzaklık nedeniyle, deprem tehlikesi diğer bölgelere göre daha az olabilir. Çatalca, Arnavutköy, Sarıyer, Şile gibi kuzey ve kuzeydoğu kesimlerindeki bazı bölgeler, daha düşük tehlike değerlerine sahip olabilir. Ancak bu durum, her mahallenin veya binanın güvenli olduğu anlamına gelmediğini unutmamak gerekiyor.