İstanbul’un gölgelerinde, uzun yıllardır çözülmeyi bekleyen bir trajedi yeniden yüzleşmeye hazırlanıyor. Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu Arif Ahmet Denizolgun’un 2016’daki vefatı, başlangıçta doğal ölüm olarak kabul edilmiş olsa da, ortaya çıkan yeni bilgiler ve şüpheli detaylar, cinayet ihtimalini yeniden gündeme taşıyor. Denizolgun’un ani ölümü, ailesi tarafından planlı bir cinayet olarak değerlendiriliyor ve bu iddia, uzun süren yasal süreçlere ve adli tartışmalara yol açtı.
Olayın merkezinde, Denizolgun’un ölümünden önceki 36 saatlik periyot yer alıyor. Bu kritik zaman diliminde Denizolgun’a ulaşılmaması, soruşturmanın odağına yerleşti. Telefon kayıtları, olay günü çiftliğe giden tanıkların ifadeleri ve Denizolgun’un son görüldüğü saatler üzerinden yoğun bir araştırma yürütülüyor. 2016’da yapılan ilk soruşturma sırasında alınan ifadeler, Denizolgun’un şoförü Murat Bayrak ve ev işçilerinin, ölüm anını ve öncesindeki olayları farklı şekillerde aktarması, şüpheleri artırıyor. Bayrak’ın, Denizolgun’un iş yerine götürülüp at bindiği, daha sonra odasına geçip hayatını kaybettiği bilgisi, kontrolde bulunan cesetle örtüşüyor. Ancak, Denizolgun’un ölümünün doğal nedenlerle açıklanamayacağı yönündeki iddialar, yeni bir soruşturma başlatılma kararına neden oldu.
Yeniden açılan soruşturma, Denizolgun’un ölümünün ardından yapılan adli tıp incelemelerindeki eksikliklere ve adli heyet üyelerinin davranışlarına odaklanıyor. Özellikle, Adli Tıp Kurumu yetkililerinin görevlerini kötüye kullandığı iddiaları, soruşturmanın genişlemesine yol açtı. Temmuz 2025’te yetkisizlik kararıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen dosya, takipsizlik kararıyla kapatılmış olsa da, bu süreçte ortaya çıkan belirsizlikler, yeni bir soruşturmanın başlatılmasını sağladı. Denizolgun’un mezarı, yaklaşık 3 saatlik bir fethi kabir işlemiyle açıldı. Bu adım, ölüm nedeninin kesin olarak belirlenmesi ve uzun süren gizemin son bulması amacıyla atıldı.
Karacaahmet Mezarlığı’ndaki adli ve tıbbi incelemeler, Denizolgun’un ölümüne ilişkin çözüme kavuşturulması gereken tüm soruların yanıtını bulmaya yardımcı olacak. Doktorların hazırladığı ve daha sonra FETÖ soruşturmaları kapsamında görevden uzaklaştırılıp cezalandırılan ilk raporun, olayla ilgili önemli bilgilerin eksik kalmasına neden olduğu düşünülüyor. Bu yeni incelemeler, cinayet ihtimalini değerlendirmek ve suçluları adalete teslim etmek için kritik bir dönüm noktası olabilir. Bu gizemli ölüm vakası, Türkiye’nin karmaşık siyasi ve toplumsal dinamiklerini gözler önüne sererken, adalet arayışı devam ediyor.