İstanbul Adalar açıklarında son dönemde yaşanan sismik aktivite, bilim insanlarının ve uzmanların dikkatini çekmeyi sürdürüyor. Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nün (KRDAE) gerçekleştirdiği detaylı incelemeler, bölgedeki deprem hareketliliğinin karmaşıklığını ortaya koyuyor. 18 Ağustos 2026 saat 06.00 ile 20 Ağustos 2026 saat 13.00 arasında, yaklaşık 20 km yarıçaplı bir alanda 0.7 ile 3.1 büyüklüğünde 117 adet mikrodeprem tespit edildi. Bu aktivite, Adalar Fayı’nın yakınlardaki aktif tektonik bölgelerin bir parçası olduğunu gösteriyor.

Özellikle 19 ve 20 Ağustos tarihlerinde kaydedilen depremler, moment tensör çözümü ile analiz edildi. Bu analizler, depremlerin benzer bir faylanma geometrisi içinde geliştiğini, yani aynı fay sistemi içerisinde meydana geldiğini ortaya koydu. Bu durum, bölgedeki sismik aktivitenin devamlılığını ve potansiyel riskleri vurgulamaktadır. KRDAE Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme ve Değerlendirme Merkezi (BDTIM) tarafından 7/24 yapılan izlemeler ve değerlendirmeler, bu aktivitenin sürekli olarak takip edilmesini ve analiz edilmesini sağlıyor.

19-20 Ağustos tarihleri arasındaki kayıtlara göre, toplamda 32 adet sarsıntı meydana geldi. Bu sarsıntılardan en büyüğü, 19 Ağustos saat 17.43’te Adalar’a 10,23 kilometre mesafede, 7 kilometre derinlikte ve 3,2 büyüklüğünde kaydedildi. Bu olaydan sonra, AFAD verilerine göre Adalar odaklı sarsıntılar 19 Ağustos akşam saatlerinden itibaren arttı. Bu saatlerde kaydedilen 11 deprem arasında, 3,2’lik sarsıntının yanı sıra 2,6, 2,5 ve 1,9 büyüklüğündeki sarsıntılar da öne çıktı. Deprem hareketliliği, 20 Ağustos sabah saatlerine kadar devam etti ve gece boyunca 21 ayrı sarsıntı daha kaydedildi.

Gün içindeki son kayıtlara kadar, büyüklükleri 1,1 ile 2,5 arasında değişen mikrodepremler tespit edildi. Sarsıntıların odak derinliklerinin ise genel olarak 7 ila 17 kilometre arasında değiştiği belirtildi. Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, art arda meydana gelen mikrodepremlere ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, bu sarsıntıların tek başına büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Tüysüz,