İstanbul'un deniz kıyısında yaşanan, gece boyunca süren ve sarsıntılarla kendini gösteren jeolojik aktivite, şehrin sakinlerini ve bilim camiasını yeniden tedirgin etti. Adalar açıklarında meydana gelen bu küçük ölçekli hareketlilik, yer bilimcilerin dikkatini çekerek, olası büyük bir deprem tehlikesini yeniden gündeme getirdi. Gözler, uzmanların farklı perspektiflerden yaptığı değerlendirmelerle şekilleniyor.
Jeolojik incelemeler, sarsıntıların Adalar fay sistemi üzerinde meydana geldiğini ortaya koyarken, bu aktivitenin ardındaki nedenler ve gelecekteki potansiyel riskler konusunda uzmanlar arasında çelişkili görüşler hakim. İlk olarak Prof. Dr. Okan Tüysüz, bu sarsıntıların doğrudan büyük bir depremin habercisi olmadığını savunarak, artçı sarsıntılarla ilişkili olduğunu ve bu fayın aktif olduğunu gösterdiğini belirtti. Ancak, sarsıntıların öncü bir gösterge olup olmayacağına dair belirsizlik devam ediyor.
Diğer uzmanlar ise farklı yaklaşımlar sergiledi. Prof. Dr. Osman Bektaş, sarsıntıların yaklaşık 10 kilometre derinlikteki Adalar-Çınarcık fay sistemi üzerinde geliştiğini ve 1963'teki büyük depremle bağlantılı olabileceğini öne sürdü. Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, sarsıntıların Adalar'ın güneyindeki ana fay üzerinde değil, ikincil ve üçüncül fay kollarında meydana geldiğini ve Adalar fayının büyük bir deprem üretme kapasitesinin olmadığını savundu. Ayrıca, bu fayın yaşlı ve ölü bir fay olduğunu vurgulayarak, büyük bir deprem beklentisini yersiz buldu.
En uzun vadeli projeksiyonu ise Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan ortaya koydu. Ercan, Kuzey Marmara'da 7 ila 10 kilometre odak derinliğinde iki ana deprem beklediğini, kırılmanın yatay ve düşey bileşenlerinin belirli ölçülerde olacağını ve süpürtü (tsunami) dalga yüksekliğinin 2.5 metreyi aşmayacağını öngördü. Ercan, büyük deprem için en erken takvim olarak 2045'i, en olası dönem olarak 2075'i ve sürecin 2150'ye kadar gecikebileceğini belirtti. Bu projeksiyon, sarsıntıların uzun vadeli bir süreç olduğunu ve kamuoyunda yanlış yorumlanmaması gerektiğini vurguluyor. Uzmanların değerlendirmeleri, İstanbul'un gelecekteki deprem riskini anlamak ve hazırlıklı olmak için kritik bir öneme sahip.