İstanbul’da yargılanan İBB Davası, dün Silivri Cezaevi’ndeki yeni, devasa duruşma salonunda beklenmedik gelişmelere sahne oldu. 53 tutuklu sanığın yargılandığı davada, eski AKP Milletvekili Vahit Kiler’in ağabeyi Nahit Kiler, iddialara karşı ilk savunmasını yaptı. Davanın ilk aşamasında, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın Kiler’e yönelttiği rüşvet iddiaları, adeta bir domino etkisi yaratarak yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Başlangıçta iddianamede yer alan “bağış adı altında rüşvet” iddiası, Kiler’in, belediye için kreş yaptırdığını ve inşaatın iş yoğunluğu nedeniyle Adem Soytekin’e ait Asoy İnşaat’a yaptırıldığını belirtmesiyle bir miktar belirsizliğe yol açtı. Çalık’ın, “Ruhsata karşılık sizden herhangi bir şey istenmedi burada, değil mi?” sorusuna Kiler’in “Yok, yok” şeklinde yanıt vermesi, iddiaları daha da karmaşık hale getirdi. Kiler, belediye ile herhangi bir rüşvet pazarlığı yapmadığını ve maddi menfaatinden dolayı Çalık’tan para talep edilmediğini savundu. Ancak, iddianamede yer alan Büyükşehir Belediyesi’nin imar dosyalarının askıda tutulması ve bu durumun rüşvet için bir koz olarak kullanılması iddiaları, Kiler’i de şaşırtarak konuyu farklı bir boyuta taşıdı.

Duruşma sırasında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, müteahhit Mustafa Keleş ile arasında yaşanan sert tartışma, adeta bir tiyatro sahnesi oluşturdu. Keleş’in, İmamoğlu’na villa talebinde bulunması üzerine İmamoğlu’nun “Bakın yalana bak ya! Sen kötü bir müfterisin!” şeklinde karşılık vermesi, iki taraf arasında büyük bir gerginliğe neden oldu. Keleş’in, “Senin bu lafların herkese söker, bana sökmez!” demesi ve İmamoğlu’nun “Aşağılık adam” sözleri, tartışmayı daha da alevlendirdi. Bu gergin anlar, sadece salondaki yargılamayı değil, aynı zamanda kamuoyunun dikkatini de üzerine çekti.

Duruşmanın ardından, 1 milyar TL’lik yeni duruşma salonunun fiziki koşulları da tartışma konusu oldu. Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük duruşma salonu olarak gösterilen yapıda, binlerce kişilik kapasiteye rağmen izleyicilerin bekleyeceği koridor alanının ve koltukların yetersiz olması dikkat çekti. Duruşma günlerinde, salonun yoğun kullanımı nedeniyle bekleyen izleyicilerin koridorlarda toplandığı, sınırlı sayıda koltukların yetersizliğinin göz ardı edilemeyecek bir sorun yarattığına şahit olunurken, SÖZCÜ’nün “50 tutukluya tek tuvalet” iddiası ise yargılama sürecindeki yetersizlikleri daha da ön plana çıkardı. Bu durum, adil yargılanma hakkının sağlanması açısından önemli bir eleştiri olarak değerlendiriliyor.