İstanbul’un arka sokaklarında yıllardır süren bir perdeyi aralamakla birlikte, hukuki süreçler adeta bir labirent gibi ilerliyor. 33. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki, ‘İstanbul Senin’ uygulaması ile bağlantılı iddialarla yürütülen büyük soruşturmanın 67. duruşması, sanıkların savunmaları ve mahkeme heyetinin dikkatli takibiyle sona erdi. Duruşma boyunca, büyük bir ihraçlı sanık kitlesi (53 tutuklu, 414 tutuksuz), suçlamaları yalanlamaya çalışırken, mahkeme heyeti de iddiaların kaynağını ve olasılıklarını mercek altına aldı.
Duruşmanın ana hatları, sanık İsmet Koyun’un savunmasıyla başladı. ‘İstanbul Senin’ uygulamasını geliştiren şirket sahibinin, üzerine atılı suçlamaları reddettiği ve bu süreçte yaşananları üzüntüyle karşıladığını ifade ettiği görülürken, Ekrem İmamoğlu’nun çapraz sorgusuyla sanığın savunması daha da detaylandırıldı. İmamoğlu, uygulamanın veri sızdırma potansiyelini sorgulayarak, Koyun’dan teknik açıklamalar talep etti. Bu, soruşturmanın teknik boyutunun ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Daha sonra, sanık Naim Erol Özgüner, İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı olarak görev yaparken yaşadıklarını anlattı. Özgüner, iddianamede kendisine yöneltilen “örgüt üyeliği” suçlamasına ilişkin, iddiaları yalanlayarak, Hüseyin Gün ile herhangi bir emir ve talimat ilişkisinin olmadığını savundu. Dava sürecinde ortaya çıkan İBB’nin farklı kampüsleri ve toplantıları ile ilgili detaylı açıklamalar yaparak, sürecin karmaşıklığını ve olası yanılgıları ortadan kaldırmaya çalıştı. Avukatının, sanığın “İBB Hanem” uygulamasında yer alan vatandaş verilerinin sızdırıldığı iddiasıyla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvurduğunu hatırlatması ise, sürecin hukuki boyutunu güçlendirdi.
Duruşmanın sonuna doğru, sanık Abdullah Uygun, KOBİL yazılım geliştirme uzmanı olarak görev yaparken yaşananları anlattı. Uygun, İstanbul Senin uygulamasının teknik detaylarını, veri tabanlarının yönetimi ve İBB’nin Başakşehir Veri Merkezi’ndeki sunuculardaki konumunu detaylı bir şekilde aktararak, suçlamaları yalanladı. Sanığın, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi veya yayılması suçuna ilişkin savunması, soruşturmanın teknik boyutunu daha da belirginleştirdi. Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan’ın, sanıkların çelişkili cevaplar verdiğini belirtmesi ve sorulabilecek bazı soruların sorulmasının mümkün olmadığını vurgulaması ise, sürecin hassasiyetini gösterdi. İlerleyen duruşmalarda, mahkeme heyetinin sanıkların savunmalarını ve teknik bilgileri bir araya getirerek, soruşturmanın adil ve kapsamlı bir şekilde ilerleteceği öngörülüyor.