Bilecik'in Gedikkaya Mağarası'nda gerçekleştirilen heyecan verici bir arkeolojik keşif, bilim dünyasını ve tarih meraklılarını büyüledi. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteğiyle, Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi'nin uzman ekibi tarafından yürütülen kazılarda, 14 bin 500 yıllık bir kaplumbağa heykelciği gün yüzüne çıkarıldı. Bu önemli buluntu, Anadolu'nun taş devrinin en kapsamlı ve etkileyici örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Buluntunun yaklaşık 30 santimetre uzunluğunda ve 20 santimetre genişliğindeki boyutları, neolitik dönemde kullanılan heykelciklerin büyüklüğünün de göz önüne alındığında, oldukça etkileyici bir boyut sunuyor.
Keşfin en ilginç yönlerinden biri, heykelciğin yerleştirildiği özel mimari düzenleme oldu. Mağarada, yuvarlak halkalardan oluşan karmaşık bir yapı tespit edildi. Kaplumbağa figürleri ise bu yapının çevresine, toprağa saplanmış gibi yerleştirilmiş. Araştırmacılar, bu uygulamayı günlük yaşamda kullanılan bir ritüel veya dini törenin bir parçası olarak değerlendiriyor. Bu durum, bölgedeki insanların inanç sistemleri ve pratikleri hakkında önemli ipuçları sunuyor.
Gedikkaya Mağarası'nın geçmişi, farklı dönemlerde kullanıldığına dair kanıtlarla dolu. Önceki kazılarda, MÖ 14 bin 500'lere tarihlenen bir adak çukuru, insan ve hayvan heykelleri, kemik eserler ve stilize bir hayvan heykeli gibi önemli buluntular ortaya çıkmıştı. Bu bulgular, mağaranın Epipaleolitik, Neolitik ve Kalkolitik dönemlerde farklı kültürel etkileşimlerin yaşandığı bir merkez olduğunu gösteriyor. Bu nedenle, 14 bin 500 yıllık kaplumbağanın keşfi, bölgedeki yerleşik hayata geçiş süreçlerini anlamak için kritik bir rol oynuyor.
Bilim insanları, bu kaplumbağanın, Gedikkaya Tepesi'nin görünümüyle bağlantılı olabileceği konusunda fikir alışverişinde bulunuyor. Prof. Dr. Deniz Sarı, o dönemde yaşayan insanların tepenin şeklini bir kaplumbağaya benzetmiş ve buraya özel bir anlam yüklemiş olabileceklerini düşünüyor. Bu durum, “dağ kültü” olarak adlandırılan bir inanç sisteminin ortaya çıkışını da işaret ediyor olabilir. Kaplumbağa sembolünün, Yakın Doğu'daki Natufian ve Üst Paleolitik kültürlerde de yaygın olarak kullanıldığına dikkat çekiliyor. Bu buluntu, Anadolu'daki avcı-toplayıcı toplulukların inanç ve ritüel dünyası hakkında yeni bilgiler sunarken, Buzul Çağı'nın sonlarına doğru Anadolu'da yaşamış olan avcı-toplayıcı toplulukların inanç ve ritüel dünyasının anlaşılması açısından da önemli bir rol oynuyor.”}