Cumhurbaşkanlığı'nın 2026/9 sayılı Genelgesi, geleceğin teknolojisi olan yapay zekânın Türkiye'nin öncelikleri arasında yer aldığını açıkça ortaya koyuyor. Bu belge, yapay zekânın sadece bir trend değil, aynı zamanda ulusal rekabet gücünü ve ekonomik büyüme potansiyelini doğrudan etkileyen bir dönüşüm aracı olarak kabul edilmesini sağlıyor. Genelge, yapay zekânın karmaşık algoritmaları ve büyük veri analizleriyle şekillenen, toplumun her alanını dönüştürme kapasitesine sahip olduğunu vurguluyor.

Eylem Planı, önceki stratejilerin başarılarını göz önünde bulundurarak, ülkenin yapay zekâ alanındaki konumunu daha da güçlendirmeyi hedefliyor. 2021-2025 arası Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’nin getirdiği kazanımlar değerlendirilirken, küresel arenadaki değişen dinamiklere uyum sağlamak amacıyla yeni bir eylem planı oluşturulması gerektiği kabul edilmiş. Bu plan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın önderliğinde, kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğini teşvik ederek, yapay zekânın tüm katmanlarına nüfuz etmesini sağlayacak.

Planın temel amacı, Türkiye’yi yapay zekâ alanında öncü bir ülke haline getirmek ve bu alanda sürdürülebilir bir büyüme sağlamaktır. Bu hedefe ulaşmak için; veri analiz yeteneklerinin geliştirilmesi, yapay zekâ çözümlerinin geliştirilmesi, ilgili altyapının güçlendirilmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi gibi stratejik öncelikler belirleniyor. Ayrıca, yapay zekânın etik ve sosyal etkilerini göz önünde bulundurarak, güvenilir ve sorumlu bir şekilde kullanılmasına yönelik düzenlemeler yapılacaktır. Eylem Planı, ‘Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet’ adında üç temel ilke üzerine inşa edilerek, yapay zekânın Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

<

Genelge, kamu kurumlarının bu stratejiyi titizlikle uygulaması gerektiğini vurgulayarak, yapay zekâ alanındaki projelerde koordinasyonu ve iş birliğini artırmalarını talep ediyor. Eylem Planı’nın başarılı bir şekilde uygulanması, sadece Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki konumunu güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda ülke ekonomisine yeni iş olanakları yaratacak ve teknolojik rekabet gücünü artıracaktır. Bu stratejik adım, Türkiye’nin dijital geleceğine yön veren kritik bir kilometre taşı niteliğindedir.