Uzundere’deki kentsel dönüşüm projesinin ardındaki karmaşık tablonun yüzeye çıkmasında, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay ile Uzundere Kentsel Dönüşüm Platform Sözcüsü Eray Uslu arasındaki gerilim önemli bir rol oynuyor. Başkan Tugay’ın, platform temsilcilerini “provokatör” olarak nitelendirmesi, platform temsilcilerinin de buna sert bir yanıtla karşılık vermesi, sadece bir tapu anlaşmazlığından öteye geçerek, siyasi bir zemine yerleşti. Uslu’nun, babasının tapusunun kendisini temsil etmesine rağmen, evlerinin yapılmasını beklediğini ve kira köşelerinde yaşamaya mahkum olduğunu vurgulaması, yaşananların insani boyutunu da ortaya koydu. Bu durum, sadece tapu kayıtlarıyla değil, 15 yıldır bekleyen vatandaşların yaşadığı mağduriyetlerle de ilgiliydi.
Uslu’nun açıklamaları, Başkan Tugay’ın kamuoyunu yanıltmaya çalıştığı yönündeki eleştirilerini de içeriyordu. “Hak sahibi bile olmayan birileri, ‘ben platform temsilcisiyim’ diye çıkıp 15 yıldır evlerimizden çıkarıldık gibi açıklamalar yapıyorlar” şeklindeki ifadeler, Başkan Tugay’ın kontrolünü kaybettiği ve şov yapmaya çalıştığı imajını güçlendirdi. Platform sözcüsünün, “Bizim kültürümüzde babasının hakkını savunmak ‘kirlilik’ değil, şereftir!” sözü ise, yaşananların temelinde yatan değerler ve hassasiyetleri de gözler önüne serdi. Uslu’nun, sosyal medyada şov yapmadıklarını, inşaatların önünde seslerini duyurmaya çalıştıklarını ve belediye başkanının ‘Allah bizi bunlardan korusun’ bedduasına karşılık olarak ‘Allah bizi bunlardan korusun!’ diye dua ettiklerini belirtmesi, gerilimin boyutunu daha da net bir şekilde ortaya koydu.
Bu gerilimin dışarı vurulmasında AK Parti İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’nın da rolü vardı. Belediye Meclisi’ndeki gerginliğin ardından yaptığı açıklama ile Başkan Tugay’a yönelik sert eleştirilerde bulundu. “Millet size küfür et diye değil, hizmet et diye o koltuğu emanet etti” diyerek, İzmir’deki ihmalleri ve yaşanan iş kazasını hatırlattı. Çankırı, İzmir’de kaybedilen bir canın hesabını sorarken kimseden izin almayacaklarını belirterek, Başkan Tugay’a yönelik suçlayıcı sorular sordu. “Bizim ‘kötü huyumuz’, evladını kaybeden acılı bir ailenin yanında durmak mıdır? Yoksa sizin ‘iyi huyunuz’ ihmaller zinciriyle bir canın gitmesine neden olup, sonra o ailenin feryadını ‘şov’ olarak nitelemek midir?” şeklinde ifade ettiği sorular, Başkan Tugay’ın yönetim anlayışını da sorgulamaya açtı.
Çankırı’nın, “Talimat yok” diyerek sorumluluktan kaçamayacağını ve eğer talimatın olmadığı yerde işçinin canının vermesi durumunda bunun, Başkan Tugay’ın yönetimsel acziyetinin en büyük kanıtı olduğunu vurgulaması, İzmir’deki kentsel dönüşüm sürecinde yaşananların sadece tapu anlaşmazlığından ibaret olmadığını, aynı zamanda yönetimsel hataların ve ihmallerin de yer aldığını gösterdi. Bu durum, hem Uzundere’deki vatandaşların hem de İzmir halkının beklentilerini karşılamada ciddi eksikliklerin olduğunu ortaya koydu.