Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, Türkiye’nin dış politikasının temel hatlarını çizdi. Röportaj sırasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın F-35 programına dönüşüyle ilgili verdiği söz üzerine yoğunlaşarak, uluslararası arenadaki stratejik hedeflerini ve beklentilerini somutlaştırdı. Özellikle, Trump’ın bu konudaki taahhüdünün, Ankara’nın gelecekteki diplomasi stratejileri için önemli bir kilometre taşı olabileceği vurgulandı.
Erdoğan, aynı zamanda Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nın, bölgesel dinamiklere yön verecek potansiyele sahip olduğunu ifade etti. Bu paktın, sadece üç ülkenin değil, aynı zamanda diğer ülkelerin de katılımıyla genişlemesinin mümkün olduğunu belirterek, Mısır’ın da bu anlaşmaya dahil olabileceği ihtimalini değerlendirdiklerini açıkladı. Mekke Anlaşması’nın, bölgesel istikrar ve işbirliği için bir adım olarak görüldüğü, ancak bu adımı takip eden adımların da dikkatli bir şekilde şekillendirilmesi gerektiği altını çizdi.
Suriye ve Gazze konularında da net mesajlar veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara’nın Şam’a yönelik desteğini sürdüreceğini ve Suriye’de barış ve istikrarın sağlanmasının, bölge halkının menfaatinde olduğunu savundu. Suriye’ye bir ziyaret planlandığını duyurarak, bu ziyaretin, Türkiye’nin Suriye’deki varlığını güçlendireceğini ve çözüm sürecine katkıda bulunacağını ifade etti. Gazze’ye yönelik açıklamalarında ise, “Gazze’yi asla yalnız bırakamayız” diyerek, uluslararası toplumun sorumluluğunu hatırlattı. Hamas’ın taahhütlerini yakından takip ettiğini, ancak İsrail’in savaşın devam ettirilmesi konusundaki tutumunun endişe verici olduğunu belirtti.
Son olarak, Avrupa Birliği ile olan ilişkiler konusunda, Erdoğan’ın AB’nin Türkiye’yi birliğe entegrasyon konusunda henüz istekli olmadığını değerlendirdiğini ve bunun Türkiye için üyeliğin artık öncelik taşımadığını ifade ettiğini aktardı. “Kaybeden, Avrupa olur” mesajıyla, AB’nin Türkiye’nin potansiyelini tam olarak değerlendiremediğini vurguladı. Bu durum, Türkiye’nin kendi stratejik hedeflerine odaklanması ve Avrupa ile diyalog kanallarını açık tutması gerektiği yönünde bir mesaj içeriyordu.”}p>