Diyarbakır’da gerçekleşen önemli bir zirveye katılan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, ülkenin geleceği için kritik bir dönüm noktasında yer aldığını vurguladı. Ziyaretleri, ‘Terörsüz Türkiye’ adını taşıyan yeni bir çağın başlangıcıyla şekillenirken, Bakan Çiftçi, bu dönüşüm sürecinde devletin rolünü ve vatandaşların sorumluluklarını net bir dille ifade etti. Bu heyecan verici ve çığır açan adımı, Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla birleştirerek, Türkiye’nin bir üst seviyeye yükseldiğini belirterek tanımladı.
Bakan Çiftçi, “Terörsüz Türkiye” sürecini, dört temel başlık altında özetledi: ‘Tasfiye’, ‘Teyit’, ‘Denetim’ ve ‘Normalleşme’. Bu yaklaşım, sadece güvenlik operasyonlarının tamamlanmasıyla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda toplumsal uzlaşma ve yeniden inşa çalışmalarına odaklanmayı hedefliyor. Bu stratejik çerçevede, devletin gücü ve sivil toplumun katılımıyla, Türkiye’nin geleceğe yönelik güçlü bir temel üzerine inşa edileceği vurgulandı. Bu süreçte, vatandaşların da aktif rol alması, ülke bütünlüğünün korunması ve istikrarın sağlanması için elzem olduğu belirtildi.
Konuşmasının önemli bir bölümünü, spor dünyasına yönelik çağrısına ayırarak, Diyarbakır-Erzurum arasındaki maçın, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine bir destek olarak değerlendirilebileceğini ifade etti. Bakan Çiftçi, bu tür etkinliklerin, birli ve beraberliği pekiştireceğine, kardeşlik ruhunu güçlendireceğine ve sürecin başarılı bir şekilde ilerlemesine katkıda bulunacağına inandığını vurguladı. Bu bağlamda, spor kulüplerinin, sivil toplum örgütlerinin ve üniversitelerin de bu sürece aktif olarak dahil olması gerektiği altını çizdi. Ortak bir hedef doğrultusunda, hep birlikte çalışarak Türkiye’nin geleceğine yön verilebileceği vurgulandı.
Ayrıca, İçişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen ‘Alihan Kuriş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ne yönelik operasyon, güvenlik stratejisindeki şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine de dikkat çeken önemli bir unsur olarak yer aldı. Operasyonun, sadece suç örgütünün bertaraf edilmesine değil, aynı zamanda benzer yapıların oluşmasını engellemeye yönelik kapsamlı bir stratejinin parçası olduğu belirtildi. Gizli iletişim uygulamalarının takibi ve kullanılması, siber güvenlik alanında devletin proaktif yaklaşımının bir örneği olarak sunuldu. Bu süreçte, devletin, toplumsal güvenliği sağlamak için gerekli tüm önlemleri alırken, aynı zamanda insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne saygı gösterdiği vurgulandı.”}