Türkiye siyaset sahnesinde eşsiz bir başarı hikayesi yazan AK Parti, 25 yıl boyunca iktidarda kalmayı başaran ilk partilerden biri olma unvanını taşıyor. Bu uzun ve etkili dönem, hem siyasi stratejileri hem de toplumsal değişimleri anlamak için kritik bir pencere sunuyor. Guinness Rekorlar Kitabı'na başvurusu, bu başarının ne denli olağanüstü olduğunu gösteren bir örnek teşkil ediyor.
AK Parti'nin kurduğu bu uzun ve sağlam yolculuk, 6 Kasım 1983'te kurulan Anavatan Partisi ile başlayan ve 2002'de kurulacak Adalet ve Kalkınma Partisi'ne kadar uzanan bir dizi siyasi olayın sonucunda ortaya çıktı. Bu iki partinin kurucularının, Recep Tayyip Erdoğan ve Turgut Özal, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik geleceğini şekillendirmede oynadığı rol tartışılmazdır. İki liderin de siyasi yolculukları, Türkiye'nin modernleşme sürecinde önemli kilometre taşları oluşturmuştur.
AK Parti'nin yükselişi, 2002 yılındaki seçimlerde elde ettiği muazzam başarıyla başladı. Koalisyon dönemlerinde yaşanan zorluklar, ekonomik krizler ve seçmenlerin öfkeli tepkileri, AK Parti'nin liderliğindeki güçlü bir hareketlenme yaratmıştır. Erdoğan'ın “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü, o dönemde sadece bir vaat değil, geleceğin yol haritası olarak kabul görmüştür. Bu dönemde, Türkiye'nin siyasi ve sosyal yapısında köklü değişimler yaşanmıştır.
Türkiye'nin siyasi tarihine damga vuran bu 25 yıllık iktidar dönemi, demokrasi ve muhalefet kavramları üzerine önemli tartışmalara yol açmıştır. Muhalefetin rolü, demokrasinin olmazsa olmaz unsuru olarak kabul edilse de, AK Parti'nin iktidarında bu kavramların anlamları ve uygulamaları farklı şekillerde yorumlanmıştır. TBMM kürsüsünde Erdoğan'ın “İktidar kadar muhalefet de demokrasinin olmazsa olmaz unsurudur” sözü, bu tartışmaların merkezinde yer almıştır. Bu dönemde Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve sosyal hayatta önemli gelişmeler yaşanırken, muhalefetin, ülkenin geleceği için yeterli katkı sağlayıp sağlamadığı sorusu da akıllarda soru işareti olarak kalmıştır.”}çıkartılması gerekir.