Demokratik Sol Hareketi (DEM Parti), son dönemde İsrail Başbakanı Bünyamin Netanyahu’ya yönelik yapılan yorumların yanlış bir şekilde anlamlandırılmasına karşı harekete geçti. Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, bu durumun, çözüm arayışını reddeden ve statükoyu savunan güçlerin çarpıtılmış bir yansıması olduğunu vurguladı. Doğan’ın açıklamaları, DEM Parti’nin İsrail’in Filistin’e yönelik uygulamalarına karşı duruşunu ve genel olarak bölgesel dengeyi sağlamaya yönelik çabalarını daha da belirginleştirdi.

Parti, Netanyahu’nun adını kullanılmasına tepki göstererek, aslında mücadele ettikleri şeyin kendisi olmadığını açıkladı. Doğan, bu söylemin, Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın değil, çözümsüzlükten medet umanların hedef alındığını ifade etti. Dem Parti’nin temel argümanı, mazlum Filistin halkının yanında yer alırken, soykırımcıların karşısında durmaktan kaynaklanıyordu. Meclis’te kabul edilen 467 oyluk “Çerçeve Yasa”nın, bu barış özlemini gölgeleyecek, gereksiz polemiklere yol açmayacak şekilde yorumlanması gerektiği vurgulandı. Bu yasanın, Türkiye’nin sorumluluklarını hatırlatırken, 86 milyon insanın barış talebini destekleyecek bir zemin oluşturması hedefleniyordu.

Açıklamaların ardından, DEM Parti, her zaman soykırımın karşısında, Filistin halkının yanında duruşunu net bir şekilde ifade etti. Parti, Kürt meselesinin çözümsüz kaldığı sürece, bölgesel ve küresel güçlerin bu meselenin kullanımına çalışmaya devam ettiğini belirtti. Bu tespit, Türkiye’nin toplumsal barışına odaklanan, çözümsüzlükten beslenen bir yaklaşımın yanlış olduğunu gösteriyordu. DEM Parti, bu durumun, Türkiye’nin barış sürecine dahil olabilmesi için önünde atması gereken adımları işaretlediğini savundu.

DEM Parti’nin duruşu, aynı zamanda iç barışın sağlanması ve Orta Doğu’ya model olabilecek demokratik bir Türkiye inşa edilmesi hedefiyle de örtüşüyordu. Parti, tüm tarafların, bu tarihi sürecin başarıyla sonuçlanması için duyarlı davranması gerektiğini vurgulayarak, barışın, kardeşliğin ve demokratik bütünleşmenin başarısına odaklanmaya devam ettiğini ilan etti. DEM Parti’nin, bu stratejik yaklaşımı, hem bölgesel hem de küresel arenada Türkiye’nin itibarını artırmayı ve daha adil bir dünya düzenine katkıda bulunmayı amaçlıyordu. Ayrıca, Çerçeve Yasanın kabulünün ardından Halk TV’ye yaptığı değerlendirmede, Hatimoğulları'nın yaklaşımının, çözüm sürecinde akil insanlar heyetlerinin ve yerel halkın katılımını hatırlatarak, barışın temellerinin oluşturulmasına yönelik çabaların önemini vurguladığını belirtmekteydi.