Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Filistin'in geleceğine dair kritik bir değerlendirme yaparak, Türkiye'nin bu davadaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleşen Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile yapılan görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, mevcut durumun Filistin halkı için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ve bu konuda gerekli adımların atılması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin, Filistinli kardeşleriyle derin bir istişare içerisinde, iki devletli çözüm anlayışının temel prensiplerini ilerlettiklerini belirten Erdoğan, Batı Şeria ve Kudüs’te yaşanan hukuksuzluklara dikkat çekti. Özellikle, Birleşmiş Milletler tarafından belirlenen 1967 sınırları içerisinde, başkentinin Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip Filistin devletinin kurulması için kararlı bir mücadele yürütüleceğini ifade etti. Bu mücadele, soykırımcı bir hükümetin uygulamaları karşısında daha da önem kazanmaktadır.

Erdoğan, Filistin’de yaşanan insan hakları ihlallerine ve zorla yerinden edilmelere karşı duyduğu üzüntüyü dile getirerek, 2026 yılına kadar yaklaşık 3 bin 800 Filistinli’nin yerinden edildiğini, 100’e yakın Filistinli’nin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Bu durumun, sistematik bir işgalin ve Filistin yönetimini kendi topraklarında varlığını sürdürmesini engelleyen bir yıpratma stratejisinin ürünü olduğunu vurguladı. Egemen Filistin Devleti’nin varlığının korunması ve güçlendirilmesi, Türkiye için öncelikli bir hedef olmaya devam edecektir. Halkın dimdik ayakta olması, Erdoğan’a ilham kaynağı olmuştur.

Görüşmede, Mescid-i Aksa ve El Halil’deki kutsal mekanlara yönelik saldırılara karşı dayanışma mesajları da paylaşıldı. Erdoğan, Mescid-i Aksa’nın ilk kıblemiz olduğuna ve bu kutsal mekanda statükonun değiştirilmesine yönelik provokasyonlara karşı kararlı duruşlarını sürdürmeye devam edeceklerini ifade etti. Netanyahu hükümetinin bölgede kaosu körükleyerek Filistin’i uluslararası arenadan düşürmeye çalıştığını vurguladı. Türkiye, Filistin davasını her platformda en güçlü şekilde savunmaya devam edecek, 1967 sınırları temelinde Doğu Kudüs’ü başkentli Filistin devletinin vücut bulmasını sağlayacak kararlı bir mücadele yürütmeye devam edecektir. Gazze'deki insani koşullar ve yeniden inşa çalışmalarının hızlanması için uluslararası toplumdan gerekli desteğin sağlanması gerektiğini de vurguladı.