Büyük Birlik Partisi'nin saygın ismi Muhsin Yazıcıoğlu'nun 25 Mart 2009’da hayatını kaybettiği olay, yıllardır çözüme kavuşturulamayan bir sır olarak kalmıştı. Şimdiye kadar yapılan araştırmalarla birlikte ortaya çıkan yeni bir veri, bu olayın ardında FETÖ’nün izlerinin olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Soruşturmanın derinleşmesiyle, Adil Öksüz’ün, 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde Pensilvanya’daki FETÖ lideri Fetullah Gülen’e onay aldığı, Yazıcıoğlu suikastından hemen önce de benzer bir ritüel gerçekleştirdiği iddiaları, konunun boyutunu katlayarak arttırmaktadır.
Soruşturmacılar, Öksüz’ün, kazadan tam iki gün önce, 23 Mart 2009 tarihinde ABD’ye seyahat ettiğini ve bu seyahatin, suikastın hemen ardından 1 Nisan 2009’da Türkiye’ye dönüşünü takip ettiğini tespit etmişlerdir. Bu, FETÖ’nün, Yazıcıoğlu’na karşı bir operasyon düzenlemeden önce Öksüz’ü bir onay mekanizması olarak kullandığı düşünülmektedir. Öksüz’ün bu kritik dönemde ABD’de bulunması, operasyonun planlanmasında ve uygulanmasında Gülen’in doğrudan rolünün olduğunu da işaret ediyor.
Bu durumun en çarpıcı detaylarından biri, FETÖ’nün, Muhsin Yazıcıoğlu’nun şehit olduğu sonrasında, 30 Mart 2009’da ‘herkul’ isimli internet sitesinden yayınlanan ve Gülen’in ‘Alperen ve liyakat’ başlığı altında yaptığı bir video konferansın, Öksüz’ün de izlediği ortaya çıkmasıdır. Gülen’in bu videoda yaptığı skandal açıklamalar, Öksüz’ün operasyonun bir parçası olarak yer aldığı şüphesini güçlendirmektedir. Bu olay, FETÖ’nün, Yazıcıoğlu’nu hedef alırken, Öksüz’ü kullanarak Gülen’in onayını aldığı teorisini desteklemektedir.
Soruşturma ekipleri, Öksüz’ün ABD’deki seyahatinin ve Gülen’in videosuyla bağlantısının, dosyada önemli bir yer tuttuğu gibi. Dosyanın Kahramanmaraş’tan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na devredilmesiyle birlikte, soruşturma daha da yoğunlaştı. 19 şüpheli tutuklanırken, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Yazıcıoğlu ailesiyle yaptığı toplantıda Öksüz’ün bağlantısının titizlikle incelendiğini duyurdu. Bu durum, Yazıcıoğlu suikastının arkasında FETÖ’nün olduğu iddialarının güçlenmesine neden oluyor. Ayrıca, kaza anındaki pilot Ali Armağan’ın da Öksüz ile yakın ilişkileri olduğu, Öksüz’ün evinde bulunan örgüt kitabında pilotun eşinin parmak izinin çıkması gibi detaylar, soruşturmanın yönünü daha da netleştiriyor.