Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Külliye’deki özel bir toplantıda, ülkenin demografik geleceği üzerine kritik bir değerlendirme yaptı. Toplantıya, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı, YÖK Başkanı, Strateji ve Bütçe Başkanı gibi üst düzey temsilciler katıldı. Bu topluluğun amacı, nüfus politikalarının geleceğini yeniden tanımlamak ve Türkiye’nin uzun vadeli demografik hedeflerine ulaşmak için somut adımlar atmaktı.

Toplantının odak noktası, ‘Nüfus Politikaları Bağlamında Erişilebilir Çocuk Bakım Hizmetleri ve İş-Aile Yaşam Dengesi’ydi. Yılmaz, küresel bir trendin, yani nüfusun kendini yenileme kapasitesinin azalmasının, tüm dünyayı etkilediğini vurguladı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verileri, bu eğilimin ülkemizde de belirgin bir şekilde kendini gösterdiğini ortaya koyuyordu. 2025 yılına kadar nüfusun 86 milyon 92 bin kişiye ulaşması hedeflenirken, doğurganlık oranının 1,42’ye düşmesi, ülke için ciddi bir uyarı işaretiydi.

Yılmaz, bu düşüşün devam etmesi halinde, 2100 yılında çocuk nüfus oranının sadece yüzde 9,9’a gerileyeceğini ve ortanca yaşın 34,9’a yükseleceğini açıkladı. Bu durum, Türkiye’nin yaşlanan nüfusu ve bununla ilişkili sosyal ve ekonomik zorlukları gözler önüne seriyordu. Toplantıda, bu eğilimi tersine çevirmek için kapsamlı bir strateji geliştirmeye odaklanıldı. Mevcut ekonomik desteklerin tek başına yeterli olmadığı, aile kurma ve çocuk sahibi olma kararlarının, ekonomi, konut, çalışma hayatı, eğitim, sağlık ve kültürel iklim gibi birçok faktörün etkileşimiyle şekillendiği vurgulandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2026-2035 dönemini ‘Aile ve Nüfus On Yılı’ olarak ilan etme kararı ile bu stratejinin temelini oluşturduğunu belirtti. Bu dönem boyunca, hem çocuk sahibi olmayı teşvik eden politikalar uygulanacak, hem de ailelerin çocuklarını güvenle yetiştirebilecekleri, ebeveynlerin çalışma hayatından kopmadan yaşamlarını sürdürebilecekleri bir ekosistem inşa edilmeye çalışılacaktı. TÜİK tarafından hazırlanan ‘Nüfus Eylem Planı’ kapsamında, analık izni, babalık izni, doğum yardımları, yarım zamanlı çalışma imkanları ve çocuk bakımı hizmetleri gibi konularda önemli düzenlemeler yapıldı. Bu düzenlemeler, özellikle genç anne babalar için daha erişilebilir ve destekleyici bir ortam yaratmayı amaçlıyordu. Aile ve Gençlik Fonu’nun 2026 yılı itibarıyla tüm illerdeki 18-25 yaş aralığındaki gençlere sunulması, bu hedefin önemli bir parçasıydı.